Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiades, 1 Ocak 2017 tarihinde Rum basınında yayınlanan açıklamasında Cenevre’de 12 Ocak 2017’de yapılması konusunda üzerinde mutabık kalınan 5’li toplantının “…beşli değil aslında dörtlü” olacağını iddia etmiş, “…konferansa ilgili taraflar, yani Kıbrıs Cumhuriyeti ve üç garantör katılacak” demiştir. Anastasiades, ayrıca, kendisinin Cenevre’ye sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” Başkanı olarak da gideceğini, “harita sunulmaması halinde 12 Ocak’taki konferansın söz konusu olmayacağını”   öne sürmüştür. Rum Lider bununla da kalmayıp, Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi Beşlerin konferansa katılması konusundaki ısrarını sürdürmüştür.

Cenevre toplantıları arifesinde yapılan bu menfi ve maksatlı açıklamanın sürece bir önkoşul koymanın da ötesinde toplantılardan bir sonuç alınmasını engelleme amacı güttüğü anlaşılmaktadır. 1 Aralık 2016 tarihinde iki lider arasında varılan ve BM tarafından da açıklanan mutabakat, Cenevre’deki 5’li zirveye kimlerin katılacağını belirlemiştir. Bilindiği gibi bunlar Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları ve üç Garantör olarak Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’tır. Anastasiades’in mutabakatla belirlenen bu formatı tamamen keyfi ve tek yanlı bir yorumla değiştirmeye kalkması geçerli değildir ve kabul edilemez. Kaldı ki, bu girişim, öngörülen Bürgenstock formatına uymamakta ve görüşmelerin yürütüldüğü çerçeve olan BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonuna da ters düşmektedir.

Genel Sekreter’in iyi niyet misyonu, müzakerelerin taraflar arasında eşitlik zemininde yürütülmesini ve serbestçe yapılacak bu görüşmelerin herhangi bir önkoşul içermemesini öngörmektedir. Hal böyle iken, Kıbrıs Rum tarafının gerek bu öngörüleri gerekse 1 Aralık 2016 tarihli mutabakatı hiçe sayarak Cenevre görüşmelerini baltalamaya yönelik girişimleri karşısında Birleşmiş Milletlerin sessiz kalmaması ve bu mutabakatlara sahip çıkması gerektiğini vurgulamak isteriz.

Diğer yandan, Anastasiades’in bu son aşamada ısrarla başka aktörleri de sürece dâhil etmeye çalışması, konferansın “dörtlü” yapılacağı şeklindeki kendi söylemi ile çelişmektedir. Bu çaba, süreci daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getirmekten başka bir amaca hizmet etmeyecektir. On yıllardır devam etmekte olan müzakere sürecinde bugüne kadar böyle bir katılım olmadığı gibi bundan sonra olması da söz konusu değildir.

Temennimiz, Kıbrıs Rum tarafının bu tür önkoşul ve ayak oyunlarından bir an önce vazgeçip Cenevre’de iyi niyet ve yapıcı bir ruhla masaya gelmesi ve sonuç alıcı müzakerelere angaje olmasıdır.