Özersay: “Kıbrıs’ta ister bir işbirliği süreci ve diyalogla bir yere varılsın, isterse kapsamlı bir çözüme doğru gidilsin bu her durumda Kıbrıs Rum tarafının da bir irade ortaya koymasıyla mümkündür. ”

Akdağ: “Kıbrıs Rum tarafı işlerin böyle gitmeyeceğini artık anlamalıdır.”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ ile görüştü.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nda yer alan görüşmede, Özersay’a Müsteşar Mustafa Lakadamyalı, Genel Müdürü Kemal Köprülü, Danışmanlık ve Siyasi İşler Müdürü Güneş Onar, Dışişleri Bakanlığı İİT ile İlişkiler Bölümü Müdürü Gülfem Veziroğlu Sevgili, Siyasi İşler Müdürü Gizep Alpman ve Özel Kalem Müdürü Sonat Altuğ eşlik etti.

Görüşmeye, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay ile diğer yetkililer de katıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ görüşmede şunları söyledi:

“KKTC’de sabah başladığımız görüşmelere devam ediyoruz. Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ziyaret ettik. Yeni kurulan bir hükümet var. Başbakan ile bugün 4 saat çalıştık, çok verimli oldu doğrusu. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz KKTC’nin huzuru refahı ekonomik ve sosyal gelişmesi konusunda çok hassasız. Bu hassaslığın bir nişanesi olarak da bir Başbakan Yardımcısı, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Programını sürekli takip etmek üzere, buna Sosyal Kalkınma ve İşbirliği Programı da diyebiliriz. Bunu takip etmek üzere görevlendiriliyor. Bu vesileyle ikinci adresim Kıbrıs oldu. Ayda 1 gelmeyi planladık. Hükümet değişikliği ve seçimler dolayısıyla biraz ara vermiştik. Her zaman söylediğim gibi biz Türkiye Cumhuriyeti olarak aynı iradenin KKTC’de de olduğunu biliyoruz; Kıbrıs konusunda iki eşit toplumun varlığı konusu dışında hiçbir tartışmayı kabul etmiyoruz. Ve bu tartışma çerçevesinde siyasi çözümle alakalı çalışmalarımızın da yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Tam bir mutabakatımız da var. Ama işin bu tarafı Türkiye Cumhuriyeti her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları Cumhurbaşkanlığı Başbakanlık seviyesinde yürürken bizim diğer tarafta hızlı kalkınmayı gerçekleştirmemiz lazım. Doğrusu benim çalışmalarım buna odaklanmış durumda. Ama herkesin şunu bilmesini isteriz. Bu topraklar üzerinde yaşayan kardeşlerimizin canını malını hukukunu biz kendi hukukumuzdan hiç ayırmıyoruz. Herkesin bunu çok iyi bilmesi lazım, adım atarken de buna göre adım atması gerekir. Bunu geçmişte gösterdiğimiz gibi bu husustaki kararlılığımız kesindir tamdır. Ben yeni kurulan hükümete Başbakan Yardımcısı nezdinde de başarılar diliyorum. İfade ettiğim gibi bu çalışmalardaki bütün amacımız KKTC’de yaşayan Türklerin kendi insanımızın huzurunu refahını rahatının keyfinin varlığının işinin aşının artması mükemmel hale gelmesidir. Bunu başaracağımıza da inancım tamdır. Bu vesileyle KKTC’de yaşayan bütün kardeşlerime Türk milletinin, Cumhurbaşkanımızın Başbakanımızın ve Bakanlar Kurulumuzun muhabbetlerini getirdim.”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da şunları kaydetti:

“Sayın Başbakan Yardımcısı ve çalışma arkadaşlarına hoş geldiniz diyorum. Sizleri burada bakanlığımızda görmekten memnuniyet duyuyoruz. Gündem maddelerinize baktığımız zaman esasen kendi bakanlığımda dış politika, Kıbrıs sorununun geleceği doğalgaz konusu ve benzeri konuları ele alıyor olmamıza rağmen bunun dışında kuşkusuz Başbakan Yardımcılığı görevinin yüklediği başka sorumluluklar da var. Bunun içinde Ekonomik ve Sosyal anlamda KKTC’nin kalkındırılması ve yaşam düzeyinin artırılması ile ilgili bir çaba ortaya koymak durumundayız. Bunun da organize bir biçimde iyi yapılandırılmış bir biçimde bir işbirliğine dayalı yapılması gerektiği konusunda tam bir görüş birlikteliğimiz var. Önümüzdeki dönemde birlikte bir görüş birlikteliği ile ortak paydada buluşarak KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri çok daha iyi bir noktaya taşıyabileceğimiz konusunda inancımız tamdır.”

İki bakan basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

Müzakerelerle ilgili bir soru üzerine Akdağ, “Benim ana çalışma alanım müzakereler değil. Müzakereler bizim tarafımızdan ve KKTC tarafından devlet başkanları seviyesinde yürütülen işler. Ama hükümet olarak pozisyonumuzu çok iyi biliyorum; Kıbrıs’ta yaşayan Türk toplumunun, Kıbrıs’ta yaşayan Rumlarla eşit hakları hiçbir taviz verilmeden, düşünülmeden kabul edilmedikçe bir ilerleme sağlanacağına biz inanmıyoruz. Yani bunu Rum tarafının iyice anlaması gerekiyor. Bu topraklar üzerinde eşit haklara sahip iki toplum bulunuyor. Bu topraklar üzerinde Rumlar yaşıyor, Türkler yaşıyor. Yani bu kabul edilmeden olmaz. Türkiye Cumhuriyetinin garantörlüğü, buradaki kardeşlerinin güvenliğini sağlamak üzere aldığı tedbirler, bunlardan vazgeçemeyiz. Bunlardan vazgeçmek düşünülemez. Bu çerçevede ilerlenecekse ilerlenecektir. Onun dışında bir ilerleme olacağına inanmıyoruz zaten. Özeti bu. Yani Rum tarafına bağlı biraz iş. Zaten masadan en son kalkan da onlar oldu. Her zaman böyle yapıyorlar. Kıbrıs Rum tarafı işlerin böyle gitmeyeceğini artık anlamalıdır. Onların kafasındaki gibi gitmeyeceğini anlamalıdır. İşin özeti de bence budur.” Dedi.

Kudret Özersay da, “Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamalarda, Kıbrıs Rum lideriyle yiyeceği yemeğin müzakere sürecinin başlaması anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır. Bu bir diyalogdur. İki liderin aslında sayın Cumhurbaşkanının da defalarca vurguladığı üzere ortak bir vizyona sahip olup olmadıklarına, geleceğe dönük olarak aynı şeyi düşünüp düşünmediklerine bir genel çerçevede ortak bir vizyona sahip olup olmadıklarına ilişkin olarak birbirlerini tekrardan bir yoklayacakları bir diyalogdur. Müzakerelerin bir parçası olarak görülmemelidir diye sayın Cumhurbaşkanı zaten vurgulamıştır. Ortada bir düşünme süreci vardır, BM Genel Sekreterinin söylediği, o eksersizin bir parçası olarak görülmesi gerekir. Önümüzdeki günlerde sürecin nasıl geliştiğini, nereye vardığını hep birlikte göreceğiz. Şuna katılmamak da mümkün değil; bunu Kıbrıs Türk tarafı tek başına yapamaz. Kıbrıs’ta ister bir işbirliği süreci ve diyalogla bir yere varılsın, isterse kapsamlı bir çözüme doğru gidilsin bu her durumda Kıbrıs Rum tarafının da bir irade ortaya koymasıyla mümkündür, geçen süreçler Kıbrıs Rum tarafının bu siyasi iradeyi ortaya koymakta her zaman geri durduğunu göstermiştir. Bunun köklü bir biçimde değiştiğini gösteren bir zihniyet değişikliği olup olmadığını gösteren emarelere ihtiyaç vardır. Şu ana kadar böyle bir şeyi görebildiğimizi söyleyemem. Önümüzdeki günlerde bakıp değerlendirmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı.