Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta çözümü tek isteyen tarafın Kıbrıs Türk halkı olduğuna işaret ederek, “Ancak çözüm istediğimizi kanıtlayacağız diye her türlü kırmızıçizgimizi beyazlaştırma yoluna gitmek siyaset değil teslimiyettir” dedi.

Ertuğruloğlu, siyasi misyon ve becerinin; Rum’un dediği gibi “‘sözde devlet” veya “sözde hükümet” olunmadığını göstermek olduğuna vurgu yaparak, “Sözde devlet değil, özde devlet, sözde hükümet değil özde hükümet olma misyonuyla çalışmamız gerekir. Bir duruşumuz olması gerekir, devletimize sahip çıkmamız gerekir” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu bugün düzenlediği basın toplantısında, son günlerde yaptığı açıklamalar nedeniyle kendisine yönelik eleştirileri yanıtladı. Bakanlıkta yer alan basın toplantısında, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri de hazır bulundu.

Ertuğruloğlu, “Biz Kıbrıs Türk halkına yıllardır yaşatılan belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik siyaset yapıyoruz” diyerek, “Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, doğru yolun bu olduğuna inandığımız için, kişilikli duruşun bu olduğuna inandığımız için, birilerine hoş görünme sevdasında olmadığımız ve kişiliksiz olmadığımız için bir duruş sergiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Alışılan bir senaryoyla kendisini şaibelendirme, yıpratma, alay etme, hakaret etme, savunduğu tezleri anlamsız kılma adına çalışmalar yapıldığına işaret eden Ertuğruloğlu, New York ve Washington’da gerçekleştirilen son görüşmelerde söylediklerini, ilk defa söylemiş gibi bir hava yaratılmaya çalışılarak, fırtınalar koparıldığını kaydetti.

Bir süredir Kıbrıs konusunda sürdürülen görüşmelerin bir neticeye varamaması halinde, Kıbrıs Türk halkının önünde ne gibi seçenekler olduğu konusunu gündeme taşıdığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu konuda 5-6 seçenek sıraladığını anımsattı.

Bugün aylar öncesinde sıraladığı seçenekler arasında yer alan “özerk cumhuriyet ilişkisi” konusunun, sanki ilk defa dile getirilmiş gibi, bu seçeneğin tek bir seçenek olarak ortaya atılmış gibi çarpıtıldığını söyleyen Ertuğruloğlu, “Bizleri yıpratma amacıyla bir kampanya sürdürülüyor” dedi.

“BEN HADDİMİ BİLİRİM, AYAKLARIM YERE BASAR”

Sıraladığı 5-6 seçenekten kendisinin tercihinin, KKTC’nin tanınması olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Gerek KKTC’de, gerekse yabancı ülkelerde bu konuyu her gündeme getirdiğimde bunun yanlış algılanmaması gerektiğini, bu söylediklerimin hükümetin bir çalışması sonucu ortaya çıkan değerlendirmeler olmadığını, bunların tamamen benim kişisel görüşüm olduğunu hep söyledim. Bugün gündeme getirilen eleştirilerden bir tanesi, kendi kişisel görüşlerini sanki Kıbrıs Türk halkını bağlayıcıymış gibi satmaya çalıştığı yönünde görüşler var. Tümüyle reddederim. Kıbrıs Türk halkının ne tercih yapacağı, gün gele tahmin ederim bir referandumla ortaya zaten çıkacaktır. Ben haddimi bilirim, ayaklarım yere basar.”

Bu konun tartışılması gerektiği görüşünü dile getiren Bakan Ertuğruloğlu, Rumlarla bir yeni ortaklığın Kıbrıs Türk halkının mecburiyetten tek seçeneği olmadığını her zaman dile getirdiğini, sadece bu seçeneğe yönelip kilitlenip kalmanın, Rum’un insafına terk edilmiş olma anlamına geleceğini görüşünü yineledi.

Crans-Montana’da çöken 50 yıllık Kıbrıs müzakere süreci hakkında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın söylemlerini eleştiren Bakan Ertuğruloğlu, “Tek gidilecek yol, 50 yıllık başarısızlığı kanıtlanmış bir süreci canlı tutmakmış gibi siyaset güdenler, Kıbrıs Türkü’ne en büyük haksızlığı yapmaktadırlar, en büyük zararı vermektedirler” dedi.

“50 YILDIR SÜRDÜRÜLEN SÜREÇLE ANLAŞMA SAĞLANMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Bu konuda Rum tarafından çıkan beyanatlara ve bazı siyasilerin müzakerelere dönülmesi söylemlerine değinen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Hangi müzakerelere? Yeni bir şey mi var? 50 yıldır denenmiş bir süreç… Bu süreçten hiçbir beklentim olmadığını ben hiçbir zaman saklamadım. Yıllar öncesinden söyledim. 50 yıldır sürdürülen süreçle anlaşma sağlanması mümkün değildir. İsteyen istediği kadar yalanı Kıbrıs Türkü’ne söyleyegelsin. Çok yaklaştıydık, az kaldıydı diye…” şeklinde konuştu.

“Rum bizi kendisine eşit bir halk olarak görüyor mu?” diye soran Bakan Ertuğruoğlu, Rum okullarında son dağıtılan belgelerde Kıbrıslı Türkleri 4 azınlıktan biri olarak gösterdiğini kaydetti.

“KIBRIS TÜRKÜ’NÜ EŞİT KURUCU ORTAK YAPACAK BİR ANLAŞMA SAĞLANMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Rum halkını yöneten liderlerin, siyasilerin, kilise ve askerin bu belgeleri dağıtan kişilerden farklı olup olmadığını soran Ertuğruloğlu, Rumlarla sürdürülen müzakere süreçleri sonunda asla ve asla Kıbrıs Türkü’nü eşit kurucu ortak yapacak bir anlaşma sağlanmasının mümkün olmadığı, bunun sürecin özüne ters olduğu görüşünü ifade etti.

Rum tarafının dünya tarafından zaten “sözde” Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındığına işaret eden Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bu tanınma devam ettiği sürece Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri ambargolar altında tutmaya devam ettiğini, Kıbrıslı Türklerin uluslararası arenada herhangi bir açılım sağlamaması için elinden geleni yaptığını, Türkiye’yi işgalci ülke diye suçlamaya devam ettiğini, istediğini elde etmiş olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti denen devletin tamamen Rum devleti olduğunu gerçekleştirdiğini kaydetti.

“KIBRIS TÜRKÜ’NÜN BEYNİNE KURŞUN SIKAN KENDİSİ…”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, “ayağımıza kurşun sıkıyoruz” ifadelerini de eleştiren Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“Esas Kıbrıs Türk halkını zora sokan ve belki de telafisi mümkün olamayan hatalar yapan kendisinden başkası değildir. Müzakere sürecinde Kıbrıs Türkü’nün ne kadar risk altına aldığından haberi yoktur. Çözümcü olacağım diye Kıbrıs Türkünü Rum’un insafına terk edecek noktalara gittiğinin herhalde farkında değildir. Farkındaysa da yapıyor daha da kötü. Bizi ayağımıza kurşun sıkan kararlar almakla suçlayan Sayın Cumhurbaşkanı, aslında Kıbrıs Türkü’nün beynine kurşun sıkan kişinin kendisi olduğunu bilmesi gerekir.”

Bakan Ertuğruloğlu, 2006 yılındaki parlamento seçimlerinde, seçmen olmak için Güney Kıbrıs’a başvuran 78 kişiden birinin de Cumhurbaşkanı Akıncı olduğunu belirterek, bu durumu eleştirdi.

“Bu ne demektir? ‘Ben KKTC’nin varlığına inanmıyorum. Ben Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşıyım, oradaki seçimlerde oy kullanmak istiyorum’ demektir” şeklinde konuşan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Güney Kıbrıs’taki seçimlerde seçmen olma niyeti olan birinin KKTC’ye sahip çıkma diye misyonu olabilir mi? İşte o yüzden müzakerelerde bizi olabildiğince zora sokan kararlar alıp Rum tarafına fazlasıyla tavizler veren ve buna rağmen yine Rumlara bir anlaşma sağlayamayan Sayın Akıncı, bana ayağınıza kurşun sıkan bakan diye hitap edebilir mi? Sen bizim beynimize kurşun sıkıyorsun Sayın Akıncı, Kıbrıs Türkü’nün beynine kurşun sıkıyorsun” dedi.

Rumların sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunu kutladıkları 1 Ekim’de Yunanistan’dan iki F-16 uçağının uçtuğunu, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ise buna ses çıkarmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu durumu eleştirdi, KKTC’deki törenlerde Türk Yıldızları’nın bile tören alanından geçmesini istemeyenlerin, Güney Kıbrıs’taki F-16’lara sesini çıkarmadığını savundu.

“Ortamı bozmayalım diye diye Rum’un insafına terk edilme sürecine girdik kimse farkında değil” diyen Bakan Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“Biz ortamı bozma sevdalısı değiliz. Bugün yine bir siyasi partinin başkanı ‘çözüm istediğimizi ispatlamamız’ gerekir dedi. Zihniyet buysa ve bu tür beyanatları da Rum tarafı da duyuyorsa, Rum o zaman sizinle, Kıbrıs Türkü’nü de mutlu edecek bir anlaşmaya niye ihtiyaç duysun? Niye tek başına tek başına kullandığı avantajları bizimle kullanma ihtiyacı hissetesin? Tabi ki çözüm isteyen Türk tarafıdır. Niye kendimizi ispatlama mecburiyeti hissediyoruz. 1960 Cumhuriyeti’nin bozulmasından ve ortaklıktan atılan biziz. 1963’ten beridir haklarımız çalınan biziz, bütün haklarımız inkar edilen biziz, niye biz çözüm isteyen biziz diyen birilerine kendimizi kanıtlama gereği hissediyoruz. Çözüm istediğimizi kanıtlayacağız diye her türlü kırmızı çizgimizi beyazlaştırma yoluna gitmek siyaset değil teslimiyettir. Rum’un dediği gibi ‘sözde devlet, sözde hükümet’ olmadığımızı göstermektir siyasi misyon ve beceri. Sözde devlet değil, özde devlet, sözde hükümet değil özde hükümet olma misyonuyla çalışmamız gerekir. Bir duruşumuz olması gerekir, devletimize sahip çıkmamız gerekir. Hiçbir ihtiyacı olmayan üç beş tane Rum’a, onların KKTC aleyhine propaganda malzemesi olmasını engellemeye çalışmak ayağa kurşun sıkmak değildir.”

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Crans-Monta sonrasında söyledikleriyle şimdi söylediklerinin çeliştiği görüşünü dile getirerek eleştiren Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakereler konusunda Rum tarafından çelişki mesajları geldiğini kaydetti.

“50 YILDIR SÜREN ‘MASKARALIK’ MÜZAKERELER…”

Ertuğruloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Kıbrıs Türk halkına yıllardır yaşatılan belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik siyaset yapıyoruz. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, doğru yolun bu olduğuna inandığımız için, kişilikli duruşun bu olduğuna inandığımız için, birilerine hoş görünme sevdasında olmadığımız ve kişiliksiz olmadığımız için bir duruş sergiliyoruz. Ben dedim ki, bunlar benim tamamen kişisel görüşlerim, ne bakanlığımı ne hükümeti bağlıyor. Ama Rumlarla müzakere seçeneğinin dışında başka ne tür seçenekler var, Kıbrıs Türklerinin önünde, bu seçeneklerin ne olduğunu kişisel değerlendirmelerim sonucu sayıyorum. Bundan rahatsız olanların, rahatsız olmaya devam etmeleri kaçınılmazdır. Çünkü asla 50 yıldır süren ‘maskaralık’ müzakerelerin tekrar canlandırılması söz konu değildir. Bundan sonra yeni şeyler konuşmamız gerekir.”

“BEN VURURUZ DEMEDİM, GEREKİRSE VURULUR DEDİM. KARARLILIĞIMIZI GÖSTERMEK ZORUNDAYIZ”

Geçtiğimiz günlerde “Vururuz” diye yaptığı açıklamalara da değinen Ertuğruloğlu, “Ben ‘vururuz’ diye bir ifade kullanmadım. Düşünce kuruluşundaki yuvarlak masa toplantısında Kıbrıs konusunun çeşitli boyutları tartışıldı ve enerji konusu da gündeme geldi. Rumlar adına araştırma yapan şirketler, ortaklıklar gündeme geldi. Ben de asla bunlara izin verilemeyeceğini, yıllardır haklarımızı çalıp, başını almış giden Rumların bu konunun yanlarına kalmayacağını, tek başlarına bu işi başlatıp, bitiremeyeceklerini, bu konudaki kararlılığımızı ifade ettim.”

Rum’un bu konudaki politikasının, bir anlaşma olursa, petrol ve doğal gaz kaynaklarından belli bir yüzdeliğin Türklere verilmesi yönünde olduğunu ifade eden Tahsin Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Ben de buna izin verilmeyeceğini söylemeye çalışıyorum ama konu nereye geliyor. Sayın Akıncı veya beni bu konuda eleştirenler, ben de onlara soruyorum, siz olsanız Rum’ izin vermeyeceksiniz, ama Rum dinlemiyor sizin itirazlarınız devam ediyor, ne yapacaksınız? Ben vururuz demedim, gerekirse vurulur dedim. Kararlılığımızı gösterme adına. Kararlılığımızı göstermek zorundayız, bu işin şakası yoktur. Reel politika algısı olmayan insanların Kıbrıs Türk halkının bu coğrafyadaki mücadelesinde Doğu Akdeniz’in bu köşesindeki mücadelesinde, reel politikası algısı olmayan insanların söz sahibi olması kadar Kıbrıs Türkü’nün şanssızlığı yoktur.”

Ertuğruloğlu daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ERTUĞRULOĞLU SORULARI DA YANITLADI

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakerelerde federasyon hedefleyen sürecin çöktüğünü kaydederek, “Federasyonda ısrar etmek Kıbrıs Türk halkına hakarettir, halkla alay etmektir. Görüş babam görüş. 500 yıl müzakere edin, bir şey olmaz. Federasyon yaratmak mümkün değil. Hayal görmeyin, beklenti yaratmayın çünkü halk belirsizlikten bunaldı” dedi.

Ertuğruloğlu, “BM müzakerelere sağladığı zeminle müzakereleri maskaralık haline getirdi” ifadesini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bugün düzenlediği basın toplantısında “Kıbrıs sorunu”, “KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitlere ulaştırılan erzaklara gümrük uygulanması” ve “ayinlere verilen izinler” ile ilgili soruları da yanıtladı.

Ertuğruloğlu, Güney’den gelen erzaklara gümrük alınması konusundaki açıklamasında, “Bizim derdimiz gümrük parası almak değil, Rumların ‘işgal altında yaşayan tutsak vatandaşlarımıza yardım ediyoruz’ politikasına son vermektir” ifadelerini kullandı.

Ertuğruloğlu, ayinler konusunda ise, “Rum her istediği kilisede her istediği zaman ayin mi yapsın? Bizden istenen bu mu? Burası Rum devleti değil, burası KKTC’dir.. Burada Kıbrıs Türk insanı, devleti ve hükümeti var. Kriterlerimiz var. İyi niyetle izin verebileceğimize veriyoruz” açıklamasında bulundu.

“BM MÜZAKERELERE SAĞLADIĞI ZEMİNLE SÜRECİ MASKARALIK HALİNE GETİRDİ”

Ertuğruloğlu, ilk önce Kıbrıs konusundaki soruları yanıtladı.

Kıbrıslı Türklerin bütün haklarını gasp eden Rumların, federasyonda ortak olmaya niyetliymiş gibi müzakere masasına geldiğini söyleyen ve “Zekamızla alay ediyorlar” diyen Ertuğruloğlu, “Onlar zaten istediklerini aldılar. Bizi eritmek, ortadan kaldırmak, Anavatanla aramızı mesafe koyma hedefindeler” şeklinde konuştu.

Bunları müzakerelere karşı olduğu için söylemediğini de belirten Dışişleri Bakanı, “Uluslararası camia Rum tarafını devlet, Türk tarafını toplum olarak nitelendirdiği sürece federasyon görüşmesine dönmek mümkün değil” dedi.

Müzakere zeminini de eleştiren Ertuğruloğlu, “BM, müzakerelere sağladığı zeminle müzakereleri maskaralık haline getirdi. En ufak şekilde başarı yok ve bizimle alay eden bir süreç” ifadelerini kullandı.

“KIBRIS TÜRKÜNÜ PERİŞAN EDEN BU BELİRSİZLİKTİR”

Kıbrıs Türkü’nün bulanık değil, net vizyona ihtiyacı olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türkü’nü perişan eden bu belirsizliktir. Bu belirsizliğe, KKTC hükümetlerinin şu veya bu yanlışları da eklenince insanımız iyice bunaldı. Bu da Rum’un işe geldi. ‘Müzakereleri biraz daha uzatalım, nasıl olsa bu Türkler çökecek, Türkiye’den kopacak, isteklerimizi kabul edecek’ politikasından başka bir şey değildir yaptıkları. Hep yalan” diye konuştu.

“ULUSLARARASI CAMİA İÇİN KOLAY OLAN AYNI MASALA DEVAM ETMEK”

Bakan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Uluslararası camiaya da ilettim. ‘Çözüm için yeni parametreleri sizinle belirlemek istiyoruz, buna açıksanız diyalog kuralım’ dedim. ‘50 yıllık parametrelere devam, aldatmacaya devam’ derseniz de yeni süreci tek taraflı olarak Anavatanla birlikte belirleyeceğiz’ dedim. Uluslararası camia için kolay olan aynı masala devam etmek. Çünkü onlar bedel ödemiyor. Rum da bedel ödemiyor. Bu durumdan zara gören Anavatan ve biziz.”

Bir soru üzerine Ertuğruloğlu, “Anavatandaki yetkililerle konuşacaklarımız varsa, bunu aile içinde konuşuruz. Biz Anavatanı yabancı ülke olarak görmüyoruz. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun beyanatı bizimkinden farklı değil” diye konuştu.

“ÇÖZÜM KARŞITI OLMAKLA SUÇLANIYORUZ”

Tahsin Ertuğruloğlu, şunları ekledi:

“Çözüm karşıtı olmakla suçlanıyoruz. Oysa Rum tarafının tarif ettiği Kıbrıs sorunu ile bizim tarif ettiğimiz Kıbrıs sorunu farklıdır. Aynı sorunu çözmeye çalışmıyoruz. Biz, Rumların tarif ettiği çözüme karşıyız.”

“SİZLERDEN ÖVGÜ GELMEYE BAŞLARSA ÜZÜLECEĞİM”

“Bazı çevreler Kıbrıs Türküne yıllardır eziyet çektiren, Kıbrıslı Türklerin ambargolar altında ezilmesine neden olan Rumlara el peçe divan” diyen Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“İç siyaset yapacağız diye kendi kendimizi ayağımızdan vuran biziz. ‘Çözümcüyüz, çağdaş politikacıyız’ diyenlerden Kıbrıs Türk halkına ne fayda geldi? Ambargolar mı kalktı? Ne oldu? Zararınızdan başka bir şeyiniz yok. Bana istediğiniz kadar hakaret edin, sövün. Demek ki ben doğru yoldayım. Sizlerden övgü gelmeye başlarsa üzüleceğim.”

“ELEŞTİRMEK VE HAKARET ETMEK ARASINDAKİ FARKI BİLMİYORLAR…”

Ertuğruloğlu, bazı çevrelerin eleştirmek ve hakaret etmek arasındaki farkı bilmediğini söyleyerek, “Siz KKTC’nin varlığını hazmedemeyebilirsiniz, bu sizin sorununuz. Bu size bize hakaret etme hakkı vermez” dedi.

KKTC’de ulusal çıkar ve menfaat kavramlarının henüz oluşmadığını da kaydeden Tahsin Ertuğruloğlu, “En büyük zaafımız bu. Rumlar müzakere masasında da uluslararası platformda da bunu tepe tepe kullandı. Bu yüzden birbirimizi hırpalamaktan vazgeçelim. Kıbrıslı Türkler, uzlaşı ortamında yaşamak istiyor” şeklinde konuştu.

“SEN KİMSİN?”

Konuşmasında, Güney Kıbrıs’ın BM Daimi Temsilcisinin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir şikayet mektubu gönderdiğini söyleyen, bunu “terbiyesizlik” diye nitelendiren Ertuğruloğlu, “Bizim adımıza Anavatanı Genel Sekretere şikayet ediyor. Sen kimsin? Kıbrıs Türkü’nün çıkarını sen mi koruyacaksın? Bu kişi, haddini bilmiyor ama ona ses çıkaran yok. Biz ses çıkardığımızda ortalık karışıyor. Eleştiriler yağmur oluyor. Bravo, güzel, böyle devam edin” ifadelerini kullandı.

“BİZ KKTC’DE GÜLLÜK GÜLİSTANLIK YAŞIYORUZ DA TEK SORUN RUMLARIN İBADETİ Mİ?”

Ayinlerle ilgili soruyu da yanıtlayan Bakan Ertuğruloğlu, 2015’te 128 ayin talebi geldiğini, 96’sının yapılığını, 32’sine olumsuz yanıt verildiğini, 20 yeni kilisede ilk kez ayin yapıldığını söyledi.

2016 yılıyla ilgili de bilgi veren Dışişleri Bakanı, 163 talebin, 109’una olumlu, 54’üne olumsuz yanıt verildiğini, 5 yeni kilisede ayin yapıldığını aktardı.

2017’de, bu güne kadar 107 talep geldiğini, taleplerden 68’ine olumlu, 39’una olumsuz yanıt verildiğini söyleyen Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Sanki, biz KKTC’de güllük gülistanlık yaşıyoruz da tek sorun Rumların ibadeti. Öyle bir ortam yaratıyorsunuz ki sanki ben bakan olmadan önce hiçbir talep reddedilmedi, ben bakan olunca reddedildi. Bu doğru değil. Rum her istediği kilisede her istediği zaman ayin mi yapsın? Bizden istenen bu mu? Burası Rum devleti değil, burası KKTC’dir. Burada Kıbrıs Türk insanı, devleti ve hükümeti var. Kriterlerimiz var. İyi niyetle izin verebileceğimiz taleplere izin veriyoruz. 3 kilisede ayini serbest bıraktık. Daha ne istiyorsunuz? Bizim haklarımıza Güney’de böyle sahip çıkan bir devlet mi var?”

“TÜRKİYE KİMİN ARKASINDA?” SORUSU

“Türkiye kimin arkasında? Sizin mi, Sayın Akıncı’nın mı?” sorusu üzerine Ertuğruloğlu, şunu söyledi:

“Anavatan adamcılık yapmaz. ‘Şu kişinin arkasındayım, bu kişinin arkasındayım’ noktasına gelmez. Biz anlaşmaya Anavatanla gideceğiz.”

“EĞER KIBRIS CUMHURİYETİ’NE İNANIYORSANIZ, KKTC’NİN CUMHURBAŞKANLIĞINA NEDEN GELDİNİZ?”

“Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları ve kimlik kartlarıyla” ilgili bir soru üzerine ise Bakan Ertuğruloğlu şöyle dedi:

“Kimlik ve pasaport alımı ‘şu yasaya aykırı’ diye bir iddiamız yok. 88 bin kişi kimlik ve pasaport aldı. Almaya da devam edecek. Bana yaptıkları gibi, her platformumda kimlik ve pasaport propagandası yapıyorlar. Anastasiadis’e de söyledim, ‘Kimlik ve pasaportları size olan bağlılıkları için değil, kişisel avantaj için yapıyorlar’ dedim.

Sayın Cumhurbaşkanına gelince. Yıllar önce Rum tarafında seçmen olmak istemesi de siyasi dünyasının ne olduğunu gösteriyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığına inanıyorsanız gidip orada seçmen olmak istiyorsanız, KKTC diye bir devlet olamaz. Yani hem KKTC hem Kıbrıs Cumhuriyeti olmaz. Benim üzeride durduğum nokta buydu. Eğer Kıbrıs Cumhuriyeti’ne inanıyorsanız, KKTC’nin Cumhurbaşkanlığına neden geldiniz?”

“AKINCI, OYLARI SİYASİ VİZYONU İÇİN ALMADI”

Ertuğruloğlu, Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi konusuna da değinerek, “ ‘Sorunu çözeceğim’ sözünü vererek geldi. ‘Yüzde 60 oy aldım’ diyor. Bu oyları siyasi vizyonunu desteklemek adına verilen oylar değildi. Bunu herkes de kendi de biliyor. Oyları, başka nedenlerle aldığını biliyor. Bağlı bulunduğu siyasi parti hayatında böyle oranda oy almadı” ifadelerini kullandı.

“BİZİM DERDİMİZ GÜMRÜK PARASI ALMAK DEĞİL”

Güney’den gelen erzaklara gümrük alınması konusundaki soruları da yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Bu konuyu özünden uzaklaştırıyorlar. Bizim derdimiz gümrük parası almak değil. Rumların ‘işgal altında yaşayan tutsak vatandaşlarımıza yardım ediyoruz’ politikasına son vermektir. Bu insanların, bu siyasi propagandaya alet edilmesine izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

“BİZİM BU KARARIMIZA İTİRAZ EDENLER, KKTC, KIBRIS CUMHURİYETİNİN İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAĞI MI, ÇIKSIN, ONU SÖYLESİN”

Ertuğruloğlu, buna propagandaya son vermeye çalıştıkları için kötü gösterildiklerini de kaydederek, şöyle devam etti:

“Bugün kuzeyde yaşayan Rumlar ve Maronitler serbestçe Güneye gidip geliyor. Kendi mallarında çalışıyor, gelirlerini kazanıyor. Akrabaları, arkadaşları Güneyden gelip onları ziyaret edebiliyor. Herhangi bir yardım malzemesine ihtiyaçları da yoktur. Eğer varsa da biz KKTC hükümeti olarak, onlara sahip çıkmaya varız. Bu kararlığı ortaya koyduk. ‘Yapacak başka işiniz mi kalmadı, sanki kendi insanınızdan vergi topluyorsanız da…. oradan gelecek 3-5 kuruşa mı ihtiyacınız var’ gibi eleştirilerle konuyu özünden uzaklaşıyorlar.”

Dışişleri Bakanı, “Bizim bu kararımıza itiraz edenler, KKTC, Kıbrıs Cumhuriyetinin işgal altındaki toprağı mı, çıksın, onu söylesin” diye konuştu.

“ANKARA’DAN BİR MAKAM ‘BU AÇIKLAMALARDAN VAZGEÇ, YA DA KONUŞMAKLA İYİ EDİYORSUN’ DİYE BİR GÖRÜŞ İLETMEDİ”

Son günlerde ve basın toplantısında dillendirdiği görüşler konusunda Ankara ile istişaresi olup olmadığının sorulması üzerine Ertuğruloğlu, “Bir ülkenin Dışişleri Bakanı kendi keyfine göre mi konuşur? Rumlarla müzakerenin Kıbrıs Türklerin önünde tek seçenek olmadığı, alternatif çözümlerin gündeme gelmesi kişisel görüşüm. Çok merak ediyorsanız Ankara’dan bir makam ‘bu açıklamalardan vazgeç, ya da konuşmakla iyi ediyorsun’ diye bir görüş iletmedi. Ankara’yı rahatsız etmek en son yapmak istediğimiz şeydir” dedi.