Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Kıbrıs’ta artık söylenmesi ve kabul edilmesi gereken; 50 yıldır devam müzakere sürecinin çöktüğü ve bittiğidir. Kıbrıs’ta artık yeni bir sayfa açılmalıdır” dedi.

Ertuğruloğlu, İsviçre’deki son toplantının bir “son” olduğunun defalarca Cumhurbaşkanı dahil herkes tarafından söylediğini, ancak bu açıklamalara rağmen çöken süreci bir şekilde yeniden canlı tutmaya açık kapı bırakan söylemleri onaylamalarının söz konusu olmadığını belirterek, “Hatta eğer ben Sayın Akıncı’nın yerinde olsam sürecin bittiğini dünyaya göstermek adına bu geldiğimiz noktada gider Meclis’e bir oturumda bilgi veririm ve sonuçta da derim ki ‘Müzakerecilik görevimi Meclis’e iade ediyorum. Çünkü BM Genel Sekreterinin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde yürütülen toplumlar arası görüşmeler bitmiştir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, 11 Şubat Ortak Açıklamasının da artık anlamı kalmadığını ve yok hükmünde olduğunu, imzanın geri çekilmesi veya çekilmemesinin bir değerinin kalmadığını, çünkü o sürecin bittiğine işaret etti.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Diyalog TV’de Mert Özdeş’in sunduğu Odak Noktası isimli programa konuk oldu. Ertuğruloğlu, programda, İsviçre’de biten Kıbrıs müzakere sürecini değerlendirdi, yeni dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yol haritasının ne olacağı ile ilgili soruları yanıtladı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili yıllardır hep aynı söylemleri ve duruşu ortaya koyduğunu ifade ederek, Kıbrıs konusunda günübirlik politikalar değil, geleceği inşa etmek adına istikrarlı bir duruş olması gerektiğini söyledi.

“KIBRIS KONUSU KİŞİSEL DEĞİL MİLLİ DAVADIR”

Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusunun kişisel bir dava olmadığını, milli bir dava olduğunu, o yüzden Kıbrıs konusunda istikrarlı bir duruşun Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından daha faydalı olacağına işaret etti.

Sorular üzerine “Bundan sonra ne olacağı veya KKTC’nin tanınması için neler yapılacağı” gibi sorulara yanıt vermek için erken olduğunu, çünkü Kıbrıs Türk halkının bunu ilk önce Anavatan Türkiye ile birlikte saptaması gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının tek başına çıkacağı yolda başarı şansının sıfır olduğunu, o yüzden hangi yeni sayfa açılacaksa Anavatanın desteğinin şart olduğunu vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun katılımıyla Cumhurbaşkanlığında gerçekleştirilen toplantının bu istişarelerin ilkini oluşturduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, o toplantıda herkesin görüşlerini masada paylaştığını ifade etti.

Görüşlerin tam olarak örtüşmediğini, ancak Crans-Montana’da söylenenlerin burada tersinin söylenmesinin veya orada yaşananların yaşanmamış gibi görülmesinin de kendisine göre yanlış olduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, “Ancak söylenmesi gereken ilk şey; 50 yıldır devam müzakere sürecinin çöktüğüdür. Bunu herkesin görmüş olması, kabul etmiş olması ve söylüyor olması gerekir” dedi.

BM’nin, başarı şansı olmayan müzakere zemini ile Kıbrıs Türk halkının 50 yılını çaldığını ifade eden Ertuğruloğlu, bu süreçte başarı şansının olmadığını çok defalar söylediğini, muhalefet tarafından eleştirildiğini, ancak eşitlik temeli olmayan müzakere sürecinden başarı şansının imkansız olduğunu vurguladı.

“BM TARAFSIZ DEĞİL… BM KIBRIS TÜRK HALKINA İHANET EDEN BİR TARAFTIR”

Kıbrıs’ta iki eşit toplum olduğu kabul edilmeyen bir müzakere sürecinden başarı yakalanamayacağına işaret eden Ertuğruloğlu, ayrıca BM’nin Kıbrıs konusunda tarafsız olmadığını, bu örgütün Rum tarafını tek başına üyeliğe kabul etmesiyle Kıbrıs Türk halkına en büyük kötülüğü yaptığını ve Kıbrıs Türk halkına ihanet ettiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, BM’nin bu ihanetini şimdi de sürdürdüğünü, AB’nin de Kıbrıs Türk halkını görmezden geldiğini, verdiği sözlere rağmen Rumları tek başına üye aldığını, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri tutmadığını, ancak esas hatayı yapan, ihanet edenin BM olduğuna işaret etti.

KKTC’nin tanınması için KKTC’de veya Türkiye ile birlikte bir karar alınmadığını, ancak “BM’ye rağmen” sorusuna karşılık verilebilecek cevabın Kosova modeli olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Kosova’nın yüze yakın ülke tarafından tanındığını, ancak BM’ye üye olmadığını, dolayısıyla BM’ye üye olmadan da tanınma olabileceğini anlattı.

Ertuğruloğlu, ancak bunun da bir seçenek olduğunu ancak henüz öyle bir karar olmadığını, şu anda tek ve net olarak söylenmesi gerekenin; “50 yıllık süreç ve BM parametreleri artık çökmüştür, bitmiştir. Rum devlet biz toplum muamelesi gördüğümüz sürece herhangi bir müzakere sürecinin en ufak bir başarı şansı yoktur.” olduğunu ifade etti.

Bunun artık görülmesi gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, bu şekilde müzakereye devam etmenin Kıbrıs Türk halkını Rumun insafına terk etmek olacağını kaydetti.

“SÜREÇ CANLI TUTULAMAZ”

Rum Liderin müzakerelere kalındığı yerden devam edilebileceği söylemlerini eleştiren ve Cumhurbaşkanı’nın Crans-Montana’nın “bir son” olduğunu söylediği anımsatan Ertuğruloğlu, bu noktadan sonra aynı sürecin canlı tutulamayacağına vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Bu zirvenin bir son olduğu defalarca Cumhurbaşkanı tarafından da söylendi. Ancak Sayın Akıncı’nın bu söylemlerine rağmen etrafındaki arkadaşlarının bu süreci bir şekilde canlı tutmaya açık kapı bırakan söylemlerini bizim onaylamamız söz konusu değildir.

“CUMHURBAŞKANI’NDAN BEKLENTİM…”

Hatta eğer ben Sayın Akıncı’nın yerinde olsam bu geldiğimiz noktada gider Meclis’e bir oturumda bilgi veririm ve sonuçta da derim ki ‘Müzakerecilik görevimi Meclise iade ediyorum. Çünkü BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülen toplumlar arası görüşmeler bitmiştir.’

Bunu dünyaya ispat etme, kendimizin inandırıcılığını göstermek adına benim Cumhurbaşkanımdan beklentim Dışişleri Bakanı olarak, Sayın Cumhurbaşkanının Meclis’te bir oturumla son bir sunuş yapması, Cenevre ve Crans-Montana’yı özetlemesi, bilgi vermesi ve o toplantının sonunda da, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde sürdürülen müzakerecilik görevini Meclise iade etmesidir.”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BM’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde sürdürdüğü süreç bittiğine göre, Cumhurbaşkanı’nın da müzakerelerdeki otomatik olarak üstlendiği müzakerecilik görevinin ortadan kalktığını ve Cumhurbaşkanı’nın görüşecek bir şeyinin kalmadığını ifade etti.

Yeni sürecin ortaya çıkmadığını, eski zeminin de çöktüğünü ve bittiğini ifade eden Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı’nın da müzakere sürecinin sona erdiği ile ilgili yaptığı açıklamayı okudu.

Soru üzerine sürecin başından beridir konfederasyonu savunduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, müzakerelerin sona erdiği İsviçre’de de gerçek yapının, devletin adının İsviçre Konfederasyonu olduğunu anımsattı ve bu yapıya yönelik örnekler verdi.

“ORTAK AÇIKLAMA YOK HÜKMÜNDEDİR”

Ertuğruloğlu, 11 Şubat Ortak Açıklamasının da artık anlamı kalmadığını ve yok hükmünde olduğunu, imzanın geri çekilmesi veya çekilmemesinin bir değerinin kalmadığını, çünkü o sürecin bittiğini ifade ederek, artık Kıbrıs’ta yeni bir sayfa açılması gerektiğinin herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide’nin de BM gibi tarafsız olmadığını, BM’nin Ruma taraf olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkından vazgeçtiği veya vazgeçmeyi kabul ettiği ile ilgili söylemlerin asla doğru olmadığını, Crans-Montana’da asla böyle bir noktaya gelinmediğini vurguladı.

Ertuğruloğlu, ancak bunun sadece Eide tarafından değil, ülkede de bu yönde “Türkiye onu verdi bunu verdi ondan vazgeçti bundan vazgeçti” diye söylemler yayıldığını ancak tamamen yalan olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“TÜRK TARAFI BAŞARILI BİR MÜZAKERE YÜRÜTTÜ”

“Türk tarafı Crans-Montana’da son derece başarılı, uzmanca bir müzakere süreci yürüttü. Süreci ‘ya başarıyla sonuçlanır yada başarılı olamadığı BM Genel Sekreteri tarafından açıklanır’ stratejisiyle yürüttü ve sonuna kadar kararlı ve akılcı bir şekilde götürdü. Sonuçta da iki seçenekten biri yaşandı.

Türkiye müzakere taktiği gereği tek yanlı müdahale hakkının kaldırılması konusunda ne evet ne hayır cevabı vermedi. Türkiye en fazla ‘önce bir görelim, bu ortaklık iyi çalışırsa ve 3 dönem bir Türk Cumhurbaşkanı seçilir ve ilişkiler hiç sorunsuz gerçekten anlaşma gereği iyi gidiyorsa (takriben 15 yıl) ondan sonra bir yeniden gözden geçirilir’ dedi başka bir şeydir, ‘Türkiye müdahale hakkından vazgeçti’ başka bir şeydir. Yani bunları bu şekilde ifade etmek art niyettir. Halkımızı doğru bilgilendirelim.

Kıbrıs konusu artık siyasi partiler arası rekabetten çıkarılmalı. Rum tarafında Ulusal Konsey var ve kim seçilirse seçilsin bu konseye uyar. Ama biz bunu beceremedik. Karşı taraf da dış güçler de bu aramızdaki dağınıklığı iyi kullanıyor.

Kıbrıs konusunda tek güveneceğimiz yer Anavatanımızdır. Bunu herkes görmeli, Anavatan Kıbrıs Türkünü hiçbir zaman satmaz, yalnız bırakmaz. İç politika uğruna kendimizi dışa karşı zora düşürmemeliyiz. O yüzden Kıbrıs müzakere sürecinin çökmesi ile ilgili Rumun suçlu olduğu ortadayken, Türkiye’nin suçlanması doğru değildir.

KKTC’nin B Planı veya Kapalı Maraş ile ilgili haberler de doğru değildir. Biz hiçbirinde tek başımıza adım atamayız, bu dava Anavatanla birlikte yürütülen bir davadır ve atılacak her adım Anavatanla istişare içerisinde atılacaktır.”

“KKTC SERBEST TİCARET BÖLGESİ OLMALI”

“KKTC’nin tanınma yoluna çıkması veya B planı için ilk adımın ne olması gerektiği” yönündeki soru üzerine Ertuğruloğlu, şöyle cevap verdi:

“Bana göre ilk olarak Cumhurbaşkanı’nın görüşmeci görevini Meclise iade etmesi gerekir. Sonra da Türkiye ile istişareler yapılması gerekir. Bence en başından söylediğim gibi KKTC tümden serbest ticaret bölgesi olmalı. Bizim ülkemizi uluslararası ülkelere ve yatırımcılara cazip hale getirmemiz gerekir. Serbest ticaret bölgesi ile sıfır fon sıfır vergi ülkeyi çok ucuzlaştıracak ve ülkeye insan çekecektir. Ülkedeki pahalılaştırmaya son vermemiz gerekiyor. Ülkede özel bir ekonomik politika hayata geçirilmeli, ülke ucuzlatılmalı ve yatırımcılara olanaklar sağlamalıdır. Bu Özal döneminden beridir gündemde ama hiçbir zaman yaratılamadı. Bu da Anavatan ile oturulup konuşulmalı. Devletin ilk yıllarda bir miktar kaybı olur ama bu noktaya gelmeliyiz.”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Mal Tazmin Komisyonu’nun canlandırılması” ile ilgili bir soru üzerine, komisyonun çalıştırılması gerektiğini, ancak ödemelerin sadece Türkiye tarafından yapılmasının istenmesinin doğru olmadığını kaydetti.

Ertuğruloğlu, ülkede çözüm yönünde beklentinin yüksek olduğunu çünkü ülkede halkın mutlu olacağı bir ortam yaratılamadığını, iç politikada yaşanan olumsuzlukların halkı mutsuz ettiğini ifade ederek, ülkede vatandaşı mutlu eden bir yaşam standardının yaratılmasının şart olduğunu söyledi.

“TEK GÜVENLİĞİMİZ TÜRK ASKERİ”

Barış Gücü askerinin adadaki varlığı ile ilgili bir soru üzerine, Barış Gücü askerinin Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hiçbir zaman sağlanmadığını belirten Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının gerçek güvenliğinin Türk askerinin varlığı olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, Barış Gücü askerinin Kıbrıs’taki varlığının uzatılacağını düşündüğünü, zaten bu askerin büyük bir ödemesinin Rum ve Yunanistan tarafından ödendiğini, ayrıca bu askerin Karpaz’daki Rumlara yardım paketlerini halen taşıdığını, ancak bu Rumların orada tutsak olmadığını ifade ederek, bu konuların artık ciddi ciddi ele alınması gerektiğini işaret etti.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, vatandaşlardan gelen “tanınma” ile ilgili yoğun sorulara da cevap vererek, KKTC’nin Anavatan desteği olmadan tanınma yoluna çıkamayacağını, çıksa da başarılı olamayacağını, her adımın Türkiye ile birlikte atması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin bölgesel bir güç ve bölgede bir aktör olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, doğalgaz konusunda da Kıbrıs Türk halkının haklarını ancak Türkiye’nin koruyabileceğini kaydetti. Ertuğruloğlu, Türkiye’nin varlığının ve gücünün Kıbrıs Türk halkının gücü olduğuna işaret etti.

Rum liderin “Kıbrıslı Türkler Türkiye ile göbek bağını kesmeli” ve “Türkiye ve bazı Kıbrıslı Türkler görüşlerini değiştirirse çözüm kolay olur” sözlerini gündeme taşıyan Ertuğruloğlu, bu “bazı Kıbrıslı Türkler” sözünün irdelenmesi gerektiğini, çünkü bu sözü duyduğunda bazı Kıbrıslı Türklerin Rum lider gibi, bazılarının da farklı düşündüğünün anlaşıldığını söyledi, bu söylemi eleştirdi ve ülkedeki herkesin Kıbrıs davasında Anavatan ile birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Türk halkını yıllardır ezen, ambargolar altında tutanın Rum tarafının iyi, yıllardır her türlü desteği vere Türkiye’nin kötü gösterilmesinin ve bunun “çözümcüyüm” adı altında yapılmasını şiddetle eleştiren Ertuğruloğlu, Türkü azınlığı gören Rumun boyunduruğu altına asla girmeyeceklerini söyledi.

Ertuğruloğlu, “Yeter artık, ne suçu var Kıbrıs Türkünün, Ruma boyun eğmemekse suçumuz bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Kıbrıs Türk halkına artık doğruları gerçekleri, söylemek lazım. Burada söz konusu parti politikaları değil, Kıbrıs Türk halkının, bu coğrafyadaki Türklerin haklarıdır, geleceğidir. Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapanlara dur demeliyiz” dedi.