Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafı olarak müzakereden kaçmadıklarını ancak artık başarı şansı olan bir müzakere süreci yapmak istediklerini vurguladı.

Ertuğruloğlu, mevcut müzakere süreçleri ile Kıbrıs Türk halkının 50 yılının çalındığını, bu yüzden aynı şartlarda Kıbrıs müzakerelerine devam etmenin, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin belirsizlik içinde ve ambargo ile izolasyonlar altında ezilmesinin devamına onay vermekten başka bir şey olmayacağını kaydetti.

Rum tarafının devlet, Kıbrıs Türk tarafının da toplum olarak görüldüğü bir müzakere sürecinde başarı elde edilemeyeceğine işaret eden Ertuğruloğlu, “Daha fazla zamanımızın çalınmasına izin vermemeliyiz. Geçen bu 50 yıldan sonra artık müzakere etmek de sorgulanmalı. Bir ortaklığa toplum olarak değil, devletimizle girmeliyiz, buna varız” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT1’de yayınlanan “Gündem Artı” programına konuk oldu.

Ertuğruloğlu, programda, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin sorularını yanıtladı, 11 Nisan’da yeniden başlaması öngörülen müzakerelere yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, taraflardan gelen açıklamalara bakıldığı zaman Kıbrıs müzakere sürecinin kesin olarak 11 Nisan’da başlayacağını söyleyemeyeceğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, müzakerelerin seyrinin, Rum tarafının cuma günü yapacağı Meclis toplantısında alacağı karara bağlı olarak belli olacağını ifade ederek, kendisinin görüşünün; Rum tarafının Enosis kararını iptal etmeyeceği yönünde olduğunu söyledi.

Rum tarafının Enosis kararını Eğitim Bakanlığı’na aktarabileceğini ancak tamamen ortadan kaldıracağına inanmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, bunun da müzakerelere başlamak için bir “oyun” olacağına işaret etti.

Çünkü Rum tarafının, önü açık müzakerelerin durmasından rahatsızlık duyduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Rum tarafının tek hedefinin; Kıbrıs Türk halkını müzakere masasına, önü açık bir şekilde hapsetmek, başka kararlar almasına fırsat tanımamak, izolasyonlar altında ezmek ve Türkiye’yi suçlamak olduğunu vurguladı.

“AZINLIK ÇOĞUNLUK AÇIKLAMASI DİKKATLERDEN KAÇIRILMAMALI”

Ertuğruloğlu, müzakerelerin yeniden başlaması için Enosis kararının iptal edilmesinin de yeterli olmadığını, çünkü bundan daha vahim olanın Rum liderin “azınlık çoğunlukla eşitlenemez” açıklamasının olduğuna vurgu yaparak, bu açıklamanın dikkatlerden kaçırıldığını, sadece sorun Enosis kararıymış gibi görüldüğüne dikkat çekti.

Rum liderin seçimlerde aday olacağını, bu yüzden Enosis kararının iptalini gerçekleştireceğini düşünmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, bu iptali istemesi için aday olmamaya karar vermiş olması gerektiğini, aksi halde aday olacaksa ve bu iptali isteyecekse siyasi intihar yapmış olacağına inanç belirtti.

“SİYASİ EŞİTLİK TEMELDİR”

Ertuğruloğlu, “Müzakereden kaçmıyoruz ama artık başarı şansı olan bir müzakere süreci yapalım. Kıbrıs Türk halkının zamanı çalınıyor. BM mevcut müzakere süreçleri ile 50 yılımızı çaldı, halkın psikolojisini bozdu, elimizi ayağımızı müzakerelerle bağladı. Daha fazla bizimle alay edilmesine izin vermemeliyiz. Daha fazla zamanımızın çalınmasına izin vermemeliyiz” diye konuştu.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, BM Parametreleri ve 11 Şubat ortak açıklamasının temelinin siyasi eşitlik olduğunu, ancak Rum liderin tüm bu gerçeklere rağmen “azınlık çoğunlukla eşitlenemez” açıklaması yapabildiğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Bu zihniyetle müzakere edip, o masadan eşitliğimizi sağlayacağımız bir anlaşma ile kalkabileceğimize inanıyor bazılarımız. Müzakere edilsin ama başarı şansı varsa edilsin… Başarı şansı olamayan, masaya kilitleneceğimiz, izolasyonlar altında ezilmeye devam edeceğimiz bir müzakere yapılmasın” dedi.

“Masaya azınlık hakları almak için mi döneceğiz” diye de soran Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkını azınlık gören Rum liderin özür dilemesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının adada eşit ortak olduğunu söylemesi gerektiğini vurguladı.

Bu görüşlerini söyleyince eleştiri aldığını, “çözüm istemediğinin” söylendiğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Biliyorum bazen acı konuşuyorum, ama daha da acı konuşabilirim, artık yeter, gerçekler ışığında halka konuşun, ümitler verin, açıklamalar yapın” dedi.

Ertuğruloğlu, Rum tarafının müzakerelerin kesilmesine sebep olduğunu ancak hiçbir bedel ödemediğini, Enosis kararını tümden reddetmesinin bile bunun yeterli olmayacağını çünkü Rum tarafının mantalitesi değişmezse, azınlık çoğunluk ilişkisi ve Kıbrıs adasını Helen adası görmekten vazgeçmezlerse, müzakerelerde kaybedilen 50 yılda görüşülenden başka yeni ne görüşüleceğini sordu.

Kıbrıs’taki anlaşmazlığın temel nedeninin Rumların devlet, Kıbrıslı Türklerin de azınlık olarak kabul edilmesi olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, tüm devlet ve tanınmışlık avantajlarını elinde bulunduran Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafıyla neden ortaklık kurmak istemesini de sorguladı.

Konuşurken veya eleştiriler yaparken birini kötülemek adına yapmadığını ifade eden Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta bir ortaklığa toplum olarak değil, devletleriyle girmeye hazır olduklarını vurguladı.

RUM TARAFININ TEMEL POLİTİKASI…

Rum tarafının temel politikasının; sürecin önünü açık tutmak olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Rum tarafının müzakerelerin kesilmesinden ciddi bir rahatsızlık yaşadığını, çünkü müzakere masasında amacın, Kıbrıs Türk haklının başka kararlar almasının önüne geçmek olduğuna da işaret etti.

O yüzden masanın kurulması için her türlü oyunun oynandığını ifade eden Ertuğruloğlu, özetle şöyle devam etti:

“Dik duruş sergilemeliyiz. Kıbrıs’ta Rumlarla aynı sorunu çözmeye çalışmıyoruz. Onlar 1974’ü ‘işgal’ olarak kabul ediyor ve bunu çözmek, Türkiye’yi adadan çıkarmak ve egemenliğini adaya yaymak için çalışıyor. Bizim sağlamaya çalıştığımız çözüm bu mu?

Herkes ‘çözümden’ bahseder ama sorun ne. Teşhis doğru konmalı. Birinin gördüğü çözüm diğerinin problemiyse daha kaç yılımızı boşuna harcayacağız. Kimin buna hakkı var.

Kıbrıs sorunu milli dava, partiler üstü bir dava olmalı ancak bizde siyasi partiler arası rekabet davası oldu. İlk önce biz mutabık olmalıyız.

Burada milli bir dava var. Sadece Kıbrıs Türk halkının değil, Türk milletinin davası. Kıbrıs gerçeği gerçektir değişmez, 500 yıl geçse de değişmez.

Müzakerelere bu şartlarda devam etmek Kıbrıs Türk halkının yaşadığı belirsizlik ortamı, ambargo ve izolasyonlar altında ezilmesinin devamına onay vermekten başka bir şey değildir.

Enosis Kıbrıs’taki sorunun temelidir. 1974 bu sorundan dolayı yaşandı, ancak çözümün zeminini hazırladı. Şu anda ‘iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı çözüm’ deniyorsa bunu 1974 hazırladı.

Rum halkı da Enosisi destekliyor, Meclislerinde bu yüzden o karar alındı. Halktan tepki göreceklerini düşünseler bu kararı almazlardı. Bu karar Eğitim Bakanlığına devredilse de ne fark eder. Enosis hayali onlar için kutsaldır. Vazgeçilmezdir.

Biz içte bu konuda daha birlik olmalıyız. Dünyanın eleştirilerini üzerlerine çekmemek için masaya oturmak istiyorlar. Başka amaçları yok. Bu adayı Helen adası görüyorlar, bu gerçeği bilmeyen yoktur.

Biz Anavatanın garantisinden vazgeçmeyiz, onlar da bunu kabul etmez. Bu yüzden müzakerelerin hiçbir şansı yoktur. İki tarafın da duruşu ortada, bu çerçevede neyi müzakere edeceğiz.

“NEYİ MÜZAKERE EDECEĞİZ”

Geçen bu 50 yıldan sonra artık müzakere etmek de sorgulanmalı.

Rum tarafının referanduma gitme niyeti yok, referandumsuz önü açık görüşme temel politikası var. Bir referandumda ‘Evet’ veya ikinci defa ‘Hayır’ deme niyeti de yok.

Ben de buna göre ‘neyi müzakere edeceğiz’ diyorum. Bu sorunun cevabını biri versin.”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “B planı ne olmalı” sorusuna karşılık ise, “Müzakereler bir şekilde aldatmacalarla canlı tutulduğu sürece biz başka kararlar alamayız, zaten amaçları da bu” diye cevap verdi.

Ertuğruloğlu, KKTC’nin tanınma yoluna çıksa bile bu konuda ancak Ankara’nın desteği ile başarılı olabileceklerine vurgu yaparak, “Bunu mutlaka gündeme getirmeliyiz. Halkımızda da gördüğüm, müzakerelerden çözüm çıkmayacaksa tanınma yoluna çıkmalıyız. Ama bunu Anavatan ile istişare etmeliyiz, Anavatanımızın desteği olmadan başarılı olamayız” diye konuştu.