KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Rum Lider Nikos Anastasiadis arasında 11 Şubat 2014’te sağlanan mutabakat neticesinde yayınlanan Ortak Açıklama’da Ada’da iki bölgeli, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayalı, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlardan neşet eden ‘tek’ egemenliğe sahip bir federasyon kurulması üzerinde mutabakat sağlanmış, kurulacak olan federasyonun eşit statüde iki kurucu devletten oluşması ve bunların hiç birinin diğeri üzerinde hak veya yetki iddiasında bulunamaması öngörülmüştü. Bu çerçevede, önce KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Rum Lider Anastasiadis, Mayıs 2015 tarihinden itibaren ise KKTC’ndeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra göreve gelen Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum Lider Anastasiadis arasında  müzakerelerin son aşamasında ele alınması kararlaştırılan toprak düzenlemesi ve güvenlik ve garantiler başlıkları haricindeki başlıklarda yoğunlaştırılmış müzakereler yürütülmüştür.

Kıbrıs Türk tarafının sergilemiş olduğu yapıcı yaklaşım neticesinde Ekim 2016’da iki Lider, üzerinde henüz uzlaşı sağlanamamış konularda ilerleme elde etmek, toprak düzenlemesi başlığının kriterlerini tespit etmek ve güvenlik ve garantiler başlığının da görüşüleceği Beşli Konferansın gerçekleşmesini sağlamak amacıyla Ada dışında bir toplantıda biraraya gelme kararı almıştır. Bu çerçevede, 7 – 11 Kasım 2016 tarihleri arasında İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında açılışı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un da katılımıyla gerçekleştirilen birinci Mont Pelerin toplantısı gerçekleştirilmiştir. Diğer konuların yanısıra toprak konusundaki kriterlerin tespitinin yapılması öngörülen sözkonusu toplantıda uzlaşıya varılamamış ve Rum Lider Anastasiadis’in talebi üzerine 9 günlük bir ara verilmiştir.

20 – 21 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilen ikinci Mont Pelerin toplantısında, Türk tarafının tüm açılımlarına rağmen Rum tarafının maksimalist tutumu neticesinde sonuç alınamamıştır. Öyle ki Rum tarafı yönetim ve güç paylaşımı başlığı altında yer alan ve Kıbrıslı Türkler açısından siyasi eşitlik ve yönetime etkin katılım bağlamında büyük önem arz eden dönüşümlü başkanlık ve karar alma mekanizmalarına ilişkin unsurlar ve mülkiyet başlığı altında önem arz eden muhtelif unsurlar hususunda uzlaşı yoluna gitmezken, toprak konusundaki kriterlerin belirlenmesinde herhangi bir esnekliğe yanaşmayarak bu konuyu diğer konulardan bağımsız bir şekilde sonuçlandırmayı hedeflemiştir. Rum tarafı ısrarla 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklamada ‘tüm konuların birbiriyle ilintili olarak müzakere edileceği’ mutabakatına sadık kalmamıştır. İlaveten, önceden varılan mutabakatların aksine, Kıbrıs Rum yönetimi, Beşli Konferans için de ön şartlar ortaya koymuştur.

İstenilen şekilde sonuçlanmayan Mont Pelerin toplantılarını müteakip Türk tarafının ısrarları neticesinde iki Liderin BMGS Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile 1 Aralık 2016 tarihli görüşmesinde taraflar yarım asırlık müzakere tarihinde ilk kez Beşli Kıbrıs Konferansı’nın İsviçre’nin Cenevre kentinde toplanması kararı alınmıştır. Bu çerçevede, 9 – 11 Ocak 2017 tarihlerinde gerçekleştirilen toplantılarda iki taraf 5 başlıkta uzlaşı sağlanamayan konularda ilerleme kaydetmeye çalışmıştır. Müteakiben, 12 Ocak 2017 tarihinde gerçekleştirilen Kıbrıs Konferansı’na Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafı, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere katılmış, Avrupa Birliği de gözlemci sıfatıyla yer almıştır. Konferans’ta taraflar güvenlik ve garanti konularına ilişkin tutumlarını belirtmiş, ancak Yunanistan’ın erteleme talebi üzerine bir çalışma grubu oluşturulması ve görüşmelerin 18 – 20 Ocak 2017 tarihlerinde teknik düzeyde sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.

İsviçre’de beş tarafın katılımıyla gerçekleştirilen çalışma grubu toplantısının tamamlandığı 19 Ocak 2017 tarihinde BMGS Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide basın açıklaması yaparak görüşmelerin olumlu bir havada seyrettiğini ve Liderlerin yol haritasını belirlemek üzere yeniden bir araya geleceğini açıklamıştır.

Türk tarafı tüm iyi niyetiyle sorunun çözümü için çaba sarf ederken, 1950 yılında yapılan ve Rumların %96’sının Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasına destek verdiği ENOSİS Plebisitinin Rum okullarında kutlanması yönünde Rum Meclisi’nin 10 Şubat 2017 tarihinde almış olduğu karar müzakerelere telafisi zor bir darbe vurmuştur.

İki ay kesintiye uğrayan görüşmeler sözkonusu yasada değişiklik öngören tasarının Rum Meclisi’ne sunulması neticesinde yeniden başlamıştır.

BMGS Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide Mayıs ayında Ada’da yeniden mekik diplomasisine başlamış, Haziran ayında tarafların görüşmelerin yeniden başlaması yönünde irade belirtmeleri üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum Lider Anastasiadis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’ta 4 Haziran tarihinde bir araya gelmiş ve görüşme neticesinde Kıbrıs Konferansı’nın kaldığı yerden 28 Haziran 2017 tarihinde yeniden başlaması kararlaştırılmıştır.

28 Haziran 2017 tarihinde İsviçre’nin Crans Montana kasabasında toplanan 2. Kıbrıs Konferansı yaklaşık iki hafta sürmüş ve sonuçsuz kalmıştır.  Konferans’ın üçüncü gününde Crans Montana’ya gelen BMGS Guterres, 5 konu (toprak, siyasi eşitlik, mülkiyet, eşdeğer muamele ile güvenlik ve garantiler)  üzerinde bir “paket anlayışı” önerisinde bulunmuştur. Bu kapsamda iki taraf beş konu başlığında, garantör ülkeler ise güvenlik ve garantiler başlığındaki önerilerini hazırlayıp sunmuşlardır. Kıbrıs Rum tarafının ilk etapta yaptığı önerinin BMBG çerçevesinin dışına çıktığı tespit edilmiştir. Keza, Rum tarafının önerisinde, daha önce prensipte üzerinde mutabık kalınan hususlardan geri adım atıldığı gözlemlenmiştir. Kıbrıs Türk ve Türkiye taraflarının masaya koydukları öneriler BMGS çerçevesi içinde kalmıştır.  Tüm bunlara ve BMBG’nin süreci nihayete vardırmak amacıyla 6 Temmuz’da Crans Montana’ya yeniden gelmesine rağmen Kıbrıs Rum tarafı, gerek 5 başlıkta uzlaşmaya yanaşmaması, gerekse çözümün uygulanmasının ilk gününden itibaren “sıfır asker – sıfır garanti” tutumunu sürdürmesi nedeniyle BMGS Guterres Konferans’ın başarısızlıkla sonuçlandığını ilan etmiştir. BMGS Guterres, Konferansın başarısızlıkla sonuçlanmasının tek bir nedeni olmadığını, tüm başlıklarda uzlaşı sağlanamadığı için sonuçsuz kaldığını vurgulamıştır.

Bu sonuç, Kıbrıs Rum tarafının 1968 yılından bu yana sürdürülen müzakere süreçleri boyunca sergilediği uzlaşmaz tavrını ve Kıbrıs Türk tarafıyla güç paylaşımı ve siyasi eşitlik içeren bir anlaşmaya varmaya yönelik her türlü adımdan imtina ettiğini bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. 7 Temmuz’da herhangi bir anlaşmaya varılamadan sona eren Kıbrıs Konferansı neticesinde gelinen noktada, Kıbrıs konusuna, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu ve mevcut parametreler çerçevesinde bir federasyon oluşturma çabalarının tükendiği söylenebilir.

Kıbrıs Türk tarafı açısından müzakerelerin kaldığı yerden devam edebileceği yönündeki anlayış kabul edilebilir değildir. Sonuçsuz kalan yalnızca Kıbrıs Konferansı olmamış, mevcut parametreler altında yürütülen müzakere süreci de nihayete ermiştir.

İki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözümü öngören BM parametreleri temelinde bir uzlaşıyı hedefleyen ve aslen 50 yıldır denenip sonuç alınamayan bu ve benzeri süreçlerle daha fazla zaman kaybedilemeyeceği aşikardır. Taraflar halihazırda önümüzdeki dönem Kıbrıs konusunda izlenecek yola ilişkin bir düşünme ve değerlendirme safhasına girmiştir.