Dün itibariyle Kıbrıs Rum liderliğinin bölgedeki zenginliklerin geleceği konusunda yapmaya kalkıştıkları şey yeni bir hukuksuzluk girişimidir ve Kıbrıs Türk halkının haklarını gasp etmeye çalışmak anlamını taşımaktadır. Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıslı Türklere de ait olan bu kaynakların geleceği konusunda bu türden bir tasarrufta bulunma yetkisi yoktur.

Kıbrıs Türk halkının bu kaynaklar üzerindeki hakları herkes tarafından açıkça kabul edilmişken bu kaynakların ne zaman, ne şekilde ve hangi kanaldan dünya piyasasına aktarılacağı konusunda Rum tarafınca atılan tek yanlı adımlar hukuki zeminden yoksun olmakla birlikte, iki taraf arasındaki ilişkileri de zehirler niteliktedir. Kıbrıs Türk Halkının temsilcileriyle görüşmeden ve Kıbrıs Türkünün rızası alınmadan atılan bu adımların tam da Kıbrıs sorununun yarım asırdan sonra bundan böyle nereye doğru evrileceğinin kritik kararının verileceği bir aşamada atılmış olması, Kıbrıs Rum liderliğinin kapsamlı bir çözüm konusundaki siyasi irade eksikliğini daha da net şekilde göstermektedir. Kıbrıs Türk tarafının defalarca “gelin birlikte yapalım” çağrısına cevap dahi vermeyen Kıbrıs Rum liderliğinin sadece yönetimi değil aynı zamanda zenginliği de Kıbrıs Türk Halkı ile paylaşmak istemediği bir kez daha teyit olmuştur.

Türkiye ile istişare ve işbirliği halinde kısa bir süre sonra atacağımız adımlarla, Kıbrıs Türk Halkının haklarına halel getirmelerine izin vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyunun dikkatine getirir, Rum tarafının bu tek yanlı adımlarını tolere ve teşvik eden, göz yuman tüm ilgili aktörlere bu yanlış tutum ve davranışlarını bir an önce gözden geçirmelerini salık veririz.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ve heyetini kabul etti.
Bozkır’ın ziyaretinin hem zamanlı, hem anlamlı hem de yararlı olduğunu dile getiren Özersay, KKTC’nin kendi imkânları çerçevesinde, TC ile işbirliği halinde, farklı uluslararası platformlarda Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaatlerini elinden geldiğince savunmaya gayret gösterdiğini dile getirdi.
TBMM Dışişleri Komisyonu’nun bu kısıtlı imkanları genişletecek, farklı platformlarda, yerine göre KKTC’nin sesi olacak bir birim niteliğinde olduğunu anlatan Özersay, bu açıdan da ziyaretin önemli olduğunu ifade etti.
Özersay, önümüzdeki dönemde bu işbirliğinin artarak devam edeceğine inanç belirtti.
Bozkır da konuşmasında, Özersay’ın ne kadar etkin bir çalışma tarzı olduğunu eskiden beri gözlemlediklerini dile getirdi.
Gün boyunca önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini anlatan Bozkır, Kıbrıs Türklerinin refahının en üst düzeyde olmasının öncelikli hedefleri olduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Ankara’da TC Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüştü.

Görüşmenin ardından BRT muhabirinin sorularını yanıtlayan Özersay, son derece yararlı bir görüşme gerçekleştirdiği Akar ile savunma ve askeri işbirliği konularını, Doğu Akdeniz bölgesindeki değişen güç ilişkileri çerçevesinde ele alma fırsatı bulduklarını söyledi. Özersay, “Değişen şartlar çerçevesinde stratejik ortağımız garantör Türkiye Cumhuriyeti ile her alanda olduğu gibi savunma konularında da dayanışma halinde olacağız” dedi.

Kudret Özersay, dünya politikasında ve içinde bulunulan coğrafyada farklı aktörler arasındaki ilişkilerin sürekli nitelik değiştirdiğine işaret ederek, “Kuşkusuz biz de Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin müşterek hak ve menfaatlerinin en iyi şekilde korunması maksadıyla bu gelişmeleri dikkate alarak hareket edeceğiz. Bu açıdan bugün Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanı Sayın Akar ile gerçekleştirmiş olduğumuz görüşme son derece önemliydi” ifadelerini kullandı.

Ankara’da temaslarda bulunan Bakan Özersay, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla bir araya geldi.

Görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Dünyanın başka bölgelerinde olduğu gibi Doğu Akdeniz’de de mevcut güç dengeler değişiyor. Uluslararası ve bölgesel aktörler arasındaki ilişkiler yeniden şekilleniyor. Biz Doğu Akdeniz’de yer almakta olan ekonomik, siyasi ve askeri gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bugün bu konuları müttefikimiz, stratejik ortağımız, Garantör Türkiye ile bir kez daha koordine etme fırsatı bulduk” ifadelerini kullandı.

Kudret Özersay, “Takdir edersiniz ki değişen dünya konjonktüründe Kıbrıs adasının stratejik önemi daha da bir artmıştır. Tam da böyle bir dönemde, en az Kıbrıslı Rumlar kadar Kıbrıs Türk Halkının da hak sahibi olduğu doğal kaynaklar konusunu da Sayın Çavuşoğlu ile ele aldık. Biz KKTC olarak her zaman uzlaşı ve işbirliği arayışı içerisinde olduk. Bu tavrımız sadece çözüm müzakereleri için değil, aynı zamanda olası bir çözümsüzlük durumunda iki taraf arasında adada işbirliğinin ve Ada etrafında, Doğu Akdeniz’de farklı aktörler arasında işbirliğinin desteklenmesi şeklinde oldu. Doğu Akdeniz Bölgesinde doğal kaynaklar konusunda da Kıbrıs’a dair diğer konularda da hem Kıbrıs Türk Halkı’nın, hem de Türkiye’nin hak ve menfaatine halel gelmeyecek iyi niyetli yaklaşımlar ortaya koymaya devam edeceğiz” diye konuştu.

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da BM Genel Kurulu çalışmaları ve Geçici Danışman Lute’un raporu ve ülkelerarası gayrı resmi görüşmeler öncesi Kudret Özersay ile değerlendirme yapacaklarını belirterek “KKTC ve TC arasında bağları güçlendirmeye ve KKTC’nin uluslararası alanda görünürlüğünü artırmaya çalışıyoruz” dedi.

Çavuşoğlu, “Kıbrıs sürecinin tekrar konuşulmaya başladığı bir dönemde mesajlarımız gayet net. Her zaman kalıcı adil ve siyasi eşitlik içinde bir çözümü savunuyoruz. Önümüzdeki süreçte neyi nasıl müzakere edeceğimizi ve sonuç odaklı bir müzakere sürecinin nasıl başlayacağını önce biz kendi aramızda daha sonra garantör ülkelerle ve taraflarla konuşulması gerekiyor ve sonuç alıcı olacaksa ancak o zaman başlamak lazım. Laf olsun diye yine boş zaman kaybına kimsenin tahammülü yok. Önümüzdeki günlerde New York ve Ankara’da beraber olacağız” diye konuştu.

 

 

 

YURT DIŞINDA YAŞAYAN KIBRISLI TÜRKLERİN
ASKERLİK İŞLEMLERİ

Anne ve/veya babası Kıbrıslı Türk olan ve yurtdışında (Türkiye’de yaşayan TC-KKTC uyruklular hariç) ikamet eden, askerlik yaşı içerisinde bulunan yurttaşlarımızın KKTC’ye giriş şartları hakkında özet bilgiler ile gerekli müracaat belgeleri aşağıda verilmiştir.

1. KKTC asıllı olup, yabancı bir ülkede (Türkiye hariç) doğan ve/veya 12 yaşını tamamladığı tarihten önce ailesi ile başka bir ülkeye göç edip askerlik yaşına kadar KKTC’ye giriş yapmamış veya KKTC’de bir takvım yılı (1 Ocak – 31 Aralık) içerisinde 120 günden fazla kalmamış olan erkek yurttaşların girişlerinde kısıtlama yoktur. Aşağıda belirtilen belgelerle birlikte ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğü’ne müracaat edip işlemlerini tamamladıktan sonra KKTC’de her takvim yılında toplam 120 gün kalabilirler.

2. 1 OCAK 2009 tarihinden önce askerliğini yapmadan KKTC’den ayrılan ve yabancı bir ülkeye gidip, bu tarihte saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya firar durumuna düşenler KKTC’ye giriş yaptıklarında en geç 120 gün içerisinde ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğü’nde aşağıda belirtilen belgelerle birlikte gerekli işlemleri yaptıkları takdirde KKTC’ye giriş veya çıkışlarında herhangi bir engelle karşılaşmayacaklardır.

Yukarda belirtilen askerlik kaydınızı KKTC’ye gelmeden önce KKTC Konsolosluklarına veya Temsilciliklerine müracaat ederek tamamlayabilirsiniz. KKTC’ye gelen yükümlüler bir defaya mahsus olarak ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğü’nde işlemlerini tamamladıktan sonra giriş veya çıkışlarında herhangi bir engelle karşılaşmayacaklardır. Daha detaylı bilgi için aşağıda belirtilen iletişim kanallarını kullanarak bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Müracaat için gerekli belgeler:

• Dilekçe (ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğü’nde doldurulacaktır)

• Polis Muhaceret Müdürlüğü’nden alınacak (Kara/Deniz/Hava/Barkotlu) giriş-çıkış dökümleri

• Pasaport fotokopisi

İLETİŞİM

Telefon : 0(392) 2272007, 2271275, 2276602
E-posta : asal@guvkk.net
Web : www.mucahit.net, www.guvkk.net
Adres : ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğü / Lefkoşa 

Form Örneği:

Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Türklerin Askerlik İşlemleri Hk. (69.1 KiB)

“Ülkelerinin bağımsızlığı uğruna canlarını feda ederek bir ulusun ayağa kalkıp onuruyla dimdik durmasının simgesidir 30 Ağustos zaferi. Bunu başaran Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Halkının 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.”

Yurtdışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler’’ Projesi nedir? Bu proje, yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısının ne kadar olduğunu tespit etme projesi değildir. Yani bu proje bir nüfus çalışması değildir. Ayrıca, yurtdışında yaşayan bütün vatandaşlarımızı, Kıbrıs’a döndürme projesi de değildir. Hükümetimizin böyle bir gailesi yoktur ama dönme niyeti olan veya dönmeye karar veren vatandaşlarımızın bu dönüşünü kolaylaştırmaya dönük adımlar içermektedir.

Projenin amacı;

  1. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Türkler ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız arasında var olan bağları güçlendirmek,
  2. Yurtdışı ve Kuzey Kıbrıs arasındaki gidiş-gelişleri amacı ne olursa olsun arttırmak,
  3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılacak olan yatırımları arttırmak,
  4. Ülkeye dönüş yapmak isteyen vatandaşlarımızın dönüşünü kolaylaştırmak,
  5. Kimliğimizin yeni nesillere aktarılması ile yurt dışındaki gençlerimizde kimliklerine olan aidiyet duygusunu güçlendirmektir.

Proje kapsamında sizlerden gelen taleplerle oluşturulan yol haritamızda yer alan düşünce ve adımlar 13 madde şeklinde aşağıdaki gibidir:

  1. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde alınan-satılan taşınmaz mallarda ‘‘tapu devir harcı’’ vardır ve bir defaya mahsus olmak üzere bu tapu devir harcında bir muafiyet sağlanır ve herkes bir defaya mahsus olmak üzere bunu kullanabilir. Hükümet olarak yurtdışında yaşayan gençlerimize özellikle bir ikinci ev (secondary home) olarak veya Kıbrıs’a yerleşmeyi düşünüyorsa, alacağı taşınmaz mallara ilave bir tapu devir harcı muafiyeti getirilmesi düşünülmektedir.

 

  1. Ülkeye kesin geri dönüş yapmaya karar veren ailelere ve vatandaşlarımıza satın almayı düşündükleri bir ev veya arazi fark etmeksizin, tapu devir harcı muafiyeti getirilmesi düşünülmektedir.

 

  1. Gençlerin ülkeyi terk etmelerini önlemek için arazi dağıtımı şeklinde değil ama sosyal konut projesi yaparak kendi bölgelerine yerleşmelerini kolaylaştırılması düşünülmektedir. Sosyal konut projesi kapmasına yurtdışında yaşayan gençleri de dâhil ederek, bazı bölgelerde doğrudan sosyal konut yapıp kişilere uzun vadeli ödeme kolaylıkları sağlanması ya da bazı bölgelerde kişiler bu kapsamda bir sosyal konut olarak yapacaksa, devletin uygun şekilde faizsiz kredi sağlaması tasarlanacaktır. Çalışmayı İçişleri Bakanlığımız yürütecektir.

 

  1. KKTC’ye geri dönüş yapacak kişilere gerek şahsi araçları gerekse mobilya bağlamında gümrük, fon vb. muafiyetlerle ilgili olarak bir takım kolaylıklar getirilmesi düşülmektedir. Geçmişte meydana gelen istismarların önüne geçmek için, bir takım tedbirler alarak ülkeye geri dönüş yapacak olan kişilerin, hem şahsi araç hem de mobilya bağlamında gümrük, fon vb. konularda muafiyetten yararlanmalarının tekrar tasarlanması düşünülmektedir.

 

  1. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yatırım teşviklerinden yararlandırılması düşünülmektedir. Yerel mevzuatta yüzde yüz yatırım indirimi ve yüzde iki yüz yatırım indirimi şeklinde bir takım teşvikler yer almaktadır. Yürürlükte olan mevzuat uyarınca, yüzde iki yüz yatırım indirimi özellikle kalkınmada öncelikli bölge olarak tanımlanan Lefke, Güzelyurt ve İskele gibi bölgelerde yapılacak yatırımları kapsamakta olup, yatırım teşvikleri bağlamındaki bu uygulamaya yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türkleri kapsayacak bir şekilde düzenleme getirilmesi düşünülmektedir.

 

  1. KKTC’ye yatırım yapılması durumunda yurtdışından getirilecek makine ve teçhizat konusunda gümrük ve fonlarda muafiyet verilmesi düşünülmektedir. İthal veya yerli makine ve teçhizat alındığında yüzde sıfıra varan KDV uygulaması yani KDV’nin kaldırılacağı bir yaklaşım ortaya konulması tasarlanmaktadır. İlaveten, uzun süreli devlet arazisi kiralamalarına yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin de dâhil edilerek öncelik verilmesi düşünülmektedir. Ayrıca, bu gibi yapılacak yatırımlarda katkı paylarına ilişkin olarak da muafiyet getirilmesi, eğer yatırımlarda ipotek gösterilerek kredi kullanılacaksa devletin aldığı pul ve kayıt harcında da indirim yapılması düşünülmektedir. Son olarak, yatırımlar kapsamında yeni kurulacak olan tesis ve yapılacak olan yatırımların ekonomik faaliyete başlamasından sonra belli bir süre kurumlar vergisinden yüzde yirmi veya yüzde otuz oranında muafiyet sağlanması düşünülmektedir.

 

  1. Hükümet olarak, KKTC’ye hiç gitmemiş olan gençlerimizin memleketine gelebilmelerini teşvik etmek bağlamında her yıl bir defaya mahsus olmak üzere belirli sayıdaki gençlerin uçak biletinin karşılanması şeklinde bir yaklaşımı ortaya koymayı düşünüyoruz. İngiltere’deki gençlerimizle KKTC’deki gençlerimizin kaynaşabilmesi ve bir arada daha fazla vakit geçirebilmesi her yıl KKTC’de düzenlenen gençlik kamplarına yurtdışından Kıbrıslı Türk bir grup gencin de katılmasını sağlayacak ve masraflarını karşılayacak bir teşvik programı geliştireceğiz.

 

  1. Yurtdışında yaşayan istekli ve belli bir başarı sağlamış olan gençlerimizin hem kendi memleketinden kopmamaları hem de KKTC’ye daha bir aşina olmalarını sağlamak için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üniversitelerde eğitim görmelerine imkân verecek özel bir burs programı geliştireceğiz.

 

  1. 12 yaşından veya 2009’dan önce KKTC’den ayrılan ve askerlik çağına kadar KKTC’ye dönmemiş olan gençler özel statüden yararlanmaktadır. ‘‘Özel statü’’ düzenlemesi askerlik çağına gelmiş bireylerin bir miktar ödeme yapıp hiç askere gitmeme veya bir miktar ödeme yapıp sadece bir ay askere gitme veya eğer isterse hiç ödeme yapmaksızın, dört ay askerlik yapmak ya da belli bir yaştan sonra hiç askerlik yapmamayı kapsamaktadır. Ancak, bu gençlerimiz dört ay boyunca askerlik yükümlülüğü olmaksızın ve yüz yirmi gün boyunca hiçbir sıkıntı yaşamadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelip, çıkış yapabilir. Bazı konularda işlemlerin yapılması için vatandaşlarımızın seyahatlerini bir gün daha erteleyerek veya havaalanından çıkış yapamayıp, bir gün daha kalarak ertesi gün Asal Şube’ye gidip işlemleri orada yapması gibi sıkıntılı durumlar yaşanmaktadır. Bu yaşanan bir güçlüktür, bunu iyileştirme irademiz vardır.

 

Bu kapsamda, Ercan Havaalanında ilgili kayıtların bulunacağı ve vatandaşların işlemlerini yapabileceği Asal Şube ofisinin yer alması konusunda çalışma yapılmaktadır. Bunlara ilaveten, askerlik konusunda yürürlükteki mevcut kuralların doğru bilinmesine ve uygulamasına yönelik bir takım bilgilendirme faaliyetlerinin düzenlenmesi de düşünülmektedir.

 

  1. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde atıl durumda çok sayıda, yarım kalan bitirilememiş inşaat bulunmaktadır. Hükümet olarak ihtilafsız yarım inşaatlar üzerine bir yasa değişikliği yapmaktayız ve bu tür ihtilafsız olan taşınmazlara (inşaatlara) ilişkin devletin, kamu yararını düşünerek sözkonusu yarım kalmış inşaatları bir tür “istimlak etmesi” yani yarım kalan inşaatları kamulaştırması ve bunların makul bir biçimde inşaatı tamamlayacak olana, kullanacak olana veya işletecek olana uzun süreli kiralanması yönünde çalışmalarımız vardır. Bu bağlamda, yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin, eğer bu türden bir yatırımla ilgileniyorlarsa öncelik hakkına sahip olması şeklinde bir yaklaşımımız söz konusu olacaktır.

 

  1. Uçuşlarla ilgili olarak bazı hususlar bizim kontrolümüzdeyken bazı konular bizim dışımızdaki tarafların rolü ve ağırlığında olabilmektedir. Geçmişte, KKTC’den İngiltere’ye gidiş ve gelişlerde yolcular Türkiye’de uçakta bekletilirdi ama bir süre önce güvenlik gerekçesiyle yolcuların uçaktan indirilip tekrar güvenlik kontrolünden geçilmesini zorunlu kılan yeni bir uygulama yürürlüğe konmuştur. İngiliz Hükümeti veya sivil havacılık otoritesi yetkililerine göre sözkonusu düzenlemenin nedeni güvenlikten kaynaklanmaktadır. Özellikle İngiltere’den gelen uçaklarda bu uygulamanın yapılması mantıksızdır. Bu konuda sorunun çözümlenmesi için girişim yapacağız.

 

  1. Birbirimizden daha fazla haberdar olmamız ve aramızdaki bağı canlı tutabilmemiz için KKTC’deki Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bünyesindeki televizyon ve radyo kanallarında yer alan haberlerde yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklere ilişkin haberlere de yer vererek ve ayrıca özel programlar da yaparak örneğin Londra gündemi hususunda bilgilendirme ve farkındalık kampanyasının düzenlenmesi düşülmektedir. Mesela sözkonusu bilgilendirmenin haftada en az birkaç kez yayınlanacak olan ‘‘Londra’daki Kıbrıs Türkün Gündemi’’ şeklindeki programlarla yapılması düşünülmektedir.

 

  1. Londra Temsilciliğimizdeki işlemlerin daha etkin ve hızlı bir şekilde yapılabilmesi için personel sayısının artırılması yoluna gideceğiz.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, İtalya’nın Cenova kentinde meydana gelen otoyol köprüsünün çökmesi sonucunda yaşanan trajik olaya ilişkin İtalya Dışişleri Bakanı’na taziye mesajı gönderdi.

Bakan Özersay gönderdiği mesajında: “Morandi Köprüsü’nün çökmesiyle meydana gelen trajik olayda birçok kişinin yaşamını yitirdiğini büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Kıbrıs Türk Halkı ve Hükümetimiz adına öncelikle yaşamını yitirenlerin yakınlarına, İtalyan hükümeti ve halkına en içten üzüntülerimi ve derin taziyelerimi iletir, yaralılara acil şifalar dilerim” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Ada’daki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresini 31 Ocak 2019 tarihine kadar uzatan kararını onaylayarak kabul etmiştir. Bu karar, BM Genel Sekreteri tarafından kısa süre önce başlatılmış olan “durumu değerlendirme” ve bundan sonra Kıbrıs’ta ne yapılacağına ve yapılmayacağına ona göre karar verme yaklaşımına zarar verecek nitelikte ön kabullere dayanmaktadır. Bu nedenle, Genel Sekreter’in ortaya koyduğu yaklaşıma ters unsurlar maalesef bu kararda yer almıştır. Üstelik kararın kendi içerisinde birbiriyle çelişen unsurlar bulunmaktadır. Karara ilişkin yegane olumlu görülebilecek unsur, kararın alınması sürecinde yaşanmış olan tartışmalarda artık BM Barış Gücünün adadaki varlığının ve görevinin ciddi ciddi sorgulanıyor oluşudur. Bu yaklaşım ve tartışmalar günün sonunda kararın kendisine yansımamış olsa da bu noktadan sonra statükonun devamının simgesi haline gelmiş olan Barış Gücü’nün artık çok daha fazla sorgulanmasına engelleyemeyecektir. Özetle kararın kendisi değil ancak karara giden süreçte yapılan tartışmalar, pandoranın kutusunun açılmakta olduğunu göstermektedir. Kıbrıs’ta sadece meselenin özünün ve meseleyi çözmek için izlenen yolun değil aynı zamanda statükonun parçası haline gelen BM Barış Gücünün de sorgulanması kaçınılmazdır. KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı olarak Kıbrıs’ta yeni şeyler yapmanın, mevcut statükoyu sorgulamaktan geçtiğinin bilinciyle, Güvenlik Konseyi’nin aynı şeyleri tekrarlamaktan öteye geçemeyen bu son kararının bizi şaşırtmadığını vurgulamak istiyoruz.

Karar, 2008’de başlayan son müzakere süreciyle ilgili olmayan, 2004 Annan Planı’nın da öncesindeki müzakerelere dair 20 yıl önceki bir başka karara atıfta bulunarak gereksiz ve anlamsız bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Geçtiğimiz yıl İsviçre’de Kıbrıs konferansının başarısızlığı ile sonuçlanan son müzakere süreci bilindiği üzere 2008 yılında başlamış olan bir süreçtir. Zaten ortak zeminin bulunup bulunmadığı ve son süreçte tarafların aynı cümlelerle ifade ettikleri ama farklı şeyi anladıkları bir ortamda bir de 2008 öncesindeki siyasi ortam devam ediyormuş gibi o tartışmalara geri dönülmesi bize göre bütünen anlamsızdır. Sadece bu yaklaşım bile BM Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs konusunda ileriye dönük ne yapılması gerektiği yönünde sağlıklı bir değerlendirme yapmaktan aciz olduğunu göstermektedir. Kıbrıs’ın bir çözümsüzlüğe hapsolmasının nedeni tam da bu ve benzeri tutumlardır. Bu ciddiyetsiz yaklaşım, bugüne kadar tüm süreçlerde çözüm yönünde siyasi irade göstermiş ve bunu özellikle Kıbrıs sorunu müzakerelerinde ilk kez bir çözüm planının referanduma sunulduğu Annan Planında olumlu oyuyla ispat etmiş olan Kıbrıs Türk tarafına yapılan ilave bir haksızlıktır.

Kararda, 50 yılı aşkın bir süredir yürütülen müzakerelerin son aşaması niteliğindeki Kıbrıs Konferansı’nın çökmüş olduğu gerçeği hafifletilmeye çalışılmaktadır. Oysa bu anlayış, bu başarısızlık ertesinde Genel Sekreter’in talep ettiği değerlendirme sürecinin objektif ve tarafsız bir şekilde gerçekleşmesine zarar verecek niteliğe sahiptir. Bir yandan tarafların bundan sonrasına ilişkin ne olması, nereye gidilmesi gerektiğine dair görüşleri ve değerlendirmeleri ele alınıp bir karar verileceği söylenirken ve Genel Sekreter bu konuda bir inisiyatif almışken, diğer yandan Güvenlik Konseyi’nin ön kabullerden hareket edip bundan sonrasına dair kendine göre saptamalarda bulunmaya kalkışması son derece yanlıştır. Üstelik bu yaklaşım Sayın Genel Sekreter’in başlatmış olduğu değerlendirme sürecini de hiçe saymak ve etkisizleştirmek anlamına gelmektedir.

Bir yandan hem içerik hem de yöntem açısından geçerliliğini çoktan yitirmiş bir karara atıfta bulunulması, bir yandan da BM Genel Sekreteri’nin çağrısıyla başlatılan değerlendirme döneminin neden gerekli olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi geçici danışman Jane Holl Lute’ın istişareleri sonucunda yapacağı değerlendirmenin de önemini ve ağırlığını hiçe saymak anlamı taşımaktadır. Oysa aynı karar içerisinde Genel Sekreter Sayın Lute’nin saptamaları konusunda Güvenlik Konseyi’ne bilgi vermeye davet edilmektedir ve bu çelişkili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bilindiği üzere, Genel Sekreterin de açıkladığı gibi bu istişarelerden hedeflenen 50 yıldır başarısızlıkla devam eden müzakere süreçlerinin neden çöktüğünün tespit edilmesi ve geleceğe yönelik, bundan sonra ne yapılması gerektiği konusunda tarafların tespitlerinin yapılmasıdır.

Güvenlik Konseyi’nin bu son kararı, Sayın Genel Sekreter’in önüne geçmeye çalışan ve son dönemde aldığı inisiyatif ile uyumlu olmayan bir yaklaşım barındırmaktadır. Bu karar genel itibarla sürer durumu, yani statükonun devamını desteklemektedir. Halbuki Kıbrıs sorunun özü Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafıyla yönetimi ve zenginliği paylaşmak istememesiyle ve buna sebebiyet veren mevcut şartlarla, yani statükoyla alakalıdır. Aşikardır ki Güvenlik Konseyi’nin mevcut gerçekleri görmezden gelen ve kendi ön kabullerine dayanan bu ve benzeri yaklaşımlarının devamı halinde zaten çok zor olan iki tarafın da kabul edebileceği adil ve kalıcı bir çözüm bulunması ihtimali de iyice ortadan kaldırılmaktadır.

Kararla ilgili görüşlerimizi ve endişelerimizi başta BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri olmak üzere ilgili tüm taraflarla detaylı bir şekilde paylaşacağız. Tüm bunların yanında, geçmiş kararlarda olduğu gibi, sözkonusu kararda, BMBG’nin adadaki görev süresinin uzatılması hususunu sadece Kıbrıs Rum tarafının onayına bırakan bu hatalı yaklaşımın çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurgular ve bu kararı reddettiğimizi duyururuz.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Atina yakınlarında çıkan orman yangını nedeniyle hayatını kaybedenler için taziye mesajı yayınladı.

Bakan Özersay yaptığı yazılı açıklamasında: “Yakından takip ettiğim yangının ortaya çıkardığı hasarın yanı sıra, maalesef birçok kişinin de yangında yaşamlarını yitirdiğini büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Öncelikle yangında hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına, Yunan devleti ve halkına en içten üzüntülerimi ve taziyelerimi iletiyor, yaralılara acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.