Serhatköylü Kıbrıslı Türk çiftçilerden ve Güvenlik Kuvvetlerimizden edinilen bilgilere göre, 20 Kasım 2018 tarihinde sabah saatlerinde 6 sivil araç ile bölgeye gelen 11 Kıbrıslı Rum yanlarında Rum basın mensupları ile birlikte ara bölgeyi ihlal edip KKTC sınırına kadar gelmiştir. Güvenlik Kuvvetlerimizin bölgenin BM yetkililerine durumu bildirilmesi üzerine Kıbrıslı Rum grup BM polis devriyeleri tarafından zorlukla bölgeden uzaklaştırılmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin planlı olarak Denya-Serhatköy bölgesindeki tansiyonu yükseltmeye çalıştığı ve bu amaçla bazı Kıbrıslı Rumları ara bölgeyi ve KKTC sınırını ihlal etmeye teşvik ettiği anlaşılmaktadır. Hatırlanacağı üzere Denyalı Kıbrıslı Türklerin Serhatköy-Denya yolunu kullanarak ara bölgedeki köylerinin camisinde kılmak istediği Cuma namazı BM tarafından son anda engellenmişti. 17 Kasım 2018 tarihinde de 15-20 kişilik bir grup, yanlarına Rum basınında görev yapan muhabir ve kameramanları da alarak, araçları ile birlikte ara bölgeyi ihlal edip KKTC sınırı yakınında sloganlar atmış, olay yerine giden iki BM Barış Gücü devriyesi tarafından bölgeden uzaklaştırılmıştı. Bu hususta 18 Kasım tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Savvas Angelidis yaptığı açıklamada Rum çiftçilerin ara bölge içerisinde ziraat faaliyetlerinde bulunmalarının engellendiği iddia edilen Denya meselesinin Rum Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü ve “çok da iyi yönetildiğini” açıklamıştı. Bu açıklama ve bölgede son günlerde yaşananlar Kıbrıs Rum Yönetiminin planlı olarak bölgede suni bir kriz yaratma çabası içerisinde olduğunu ortaya koymaktadır. Gelişmeleri soğukkanlılıkla takip ediyor ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yetkililerine köylüleri propagandalarına alet etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Kıbrıs Türkü’nün Doğu Akdeniz’de bulunan doğal kaynaklar üzerindeki haklarını göz ardı eden, tek yanlı, hukuka ve hakkaniyete aykırı faaliyetlerini maalesef devam ettirmektedir. KKTC olarak daha önce açıkladığımız çerçevede adım atmamız artık kaçınılmaz olmuştur. Kıbrıs adasında yönetimi ve zenginliği Kıbrıslı Türklerle paylaşmaya hazır olmayan bu zihniyete karşı seyirci kalmayarak haklarımızı fiiliyatta hayata geçirecek adımları atarak gerekli çalışmaları başlatacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Müzakereler kaldığı yerden aynen devam etmelidir diyen Kıbrıs Rum liderliğinin federal bir ortaklıkta olmazsa olmaz olan zenginliği paylaşabilme konusunda ciddi bir zaafiyeti olduğu bu davranışıyla da açıkça ortaya çıkmıştır. Bu kaynakları birlikte yönetme ve birlikte işletme konusunda yapmış olduğumuz tüm çağrıların yanıtsız kalması bir fırsatın daha kaçırılması sonucunu doğuracaktır ve bu durum Kıbrıs Türk tarafının da kendi lisans verdiği sahalarda kazı çalışması başlatmasını artık kaçınılmaz kılmıştır.

Bilindiği üzere, GKRY ile ABD arasında geçtiğimiz hafta bir niyet belgesi (statement of intent) imzalanmıştır. Sözkonusu belgenin, ABD ve GKRY arasında deniz ve sınır güvenliği, terörizmle mücadele ve bölge istikrarı konularında ikili ilişkilerinin güçlendirilmesini kapsadığı anlaşılmakta olup, öncelikle GKRY’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla imzaladığı bu belgenin Kıbrıslı Türkleri hiçbir şekilde bağlamadığını ve tarafımızca yok hükmünde olduğunu ifade etmek isteriz.

Rum Yönetimi’nin, İsrail ve Mısır ile yaptığı üçlü işbirliği anlaşmalarına, imza edilen bu belge marifetiyle ABD hükümetini de bu ittifaka katmaya çalıştığı aşikardır. Bu tutum, GKRY’nin esas muhatabı olan Kıbrıs Türk tarafının Ada’nın doğal kaynakları üzerindeki eşit hak ve çıkarlarını ısrarla hiçe saymasına başka bir örnek teşkil etmekte olup esas niyetinin de bu olduğu bir kez daha ortaya koymaktadır.

GKRY, Kıbrıs Türk tarafının doğal gaz konusunda yıllardır yinelediği işbirliği teklifini geri çevirmekte, bunun yerine Doğu Akdeniz’de Mısır, İsrail ile yaptığı antlaşmalarla devam ettirdiği tek taraflı faaliyetlerini, şimdi de ABD’yi de sürece müdahil etme çabasıyla sürdürmektedir. Bu durum maalesef adadaki ve bölgedeki istikrarı ve güvenliği tehdit etmektedir. Dışişleri Bakanlığı olarak, bu konuya müdahil olan ülkeleri ve şirketleri, sağduyulu davranmaya ve adanın gerçeklerini dikkate alarak hareket etmeye davet eder, Kıbrıs Türk halkının haklarının ihlali anlamına gelen bu gelişmelere seyirci kalmayacağımızı ve insanlarımızın geleceğini etkileyen bu hamleye karşı gerekli girişimlerin başlatıldığını belirtmekte fayda görmekteyiz.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı himayelerinde bugün saat 17:00’de Lefkoşa Atatürk Stadında “Cumhuriyet Kupası 2018” organizasyonu gerçekleştirildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 35. Kuruluş Yıldönümü Kutlama Etkinlikleri çerçevesinde gerçekleşen organizasyonda Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu U 21 Karması ile Londra Türk Toplumu Futbol Federasyonu U 21 Karması karşılaştı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın da izlediği maçta Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu U 21 Karması 1 – 0 galip geldi. Bakan Özersay maç sonrası oyunculara kupa ve madalyalarını verdi.

 

 

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, KKTC’nin 35. kuruluş yıldönümü kutlama etkinliklerine katılmak üzere KKTC’de bulunan 12 farklı ülkeden 19 yabancı siyasi ve parlamentere brifing verdi.

Bakanlık Uğur Umar Konferans Salonu’nda yer alan brifingde, Özersay, KKTC ve Kıbrıs konusunda gelinen son durum hakkında bilgiler aktardı.

Kıbrıs Türk Halkının kendi kendini yönetme ve kendi geleceğini tayin etme hakkının en önemli simgesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 35. Yıldönümü kutlu olsun. Bu topraklarda onurumuzla bir Halk olarak yaşayabilme ve kimliğimizi var etme mücadelemiz devletimizin kuruluşundan da önceye dayanmaktadır ve geçen süre zarfında bu uğurda çok bedeller ödenmiştir.

KKTC bugün ekonomik ve sosyal kalkınma açısından arzu ettiğimiz düzeye henüz ulaşamamış olsa da bu durum bizi mücadelemizden vazgeçirmeyecek, bilakis birlikte hareket ederek çok daha fazla çalışmamız için bizi motive edecektir. Kıbrıs Türk Halkı uluslararası toplumun bugün devam eden haksız yaklaşımları nedeniyle dünyadan bir anlamda izole edilmeye çalışılıyor olsa da, adım adım dünyanın parçası olma yolunda kararlılıkla ilerleyecektir. KKTC tüm kurumlarıyla birlikte uluslararası toplumun farklı aktörleriyle uluslararası terörizme, kara para aklanmasına ve insan ticaretine karşı mücadele gibi konularda en üst düzeyde işbirliği yapmaya açık çağdaş değerleri paylaşan bir duruş sergilemektedir ve bundan sonra da bu yönde hareket edecektir.

Kıbrıs Türk Halkının kendi kurumlarını iyi yönetmesi, kendi devletine sahip çıkması gerek Kıbrıs adasının gerekse Doğu Akdeniz bölgesinin güvenliği, istikrarı ve huzuru açısından hayati önem taşımaktadır. Demokratik ve laik bir hukuk devleti olarak KKTC’ni bugün bulunduğu noktadan çok daha iyi yerlere taşımak hepimizin görevidir.

Bu vesileyle bugün bu adada bir Halk olarak var olma mücadelemizde başarıya ulaşmamızda emeği geçen ve artık aramızda bulunmayan herkesi ve özellikle Şehitlerimizi rahmetle anıyor, Halkımızın Cumhuriyet Bayramını yürekten tebrik ediyorum.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, 15 Kasım kutlama etkinlikleri çerçevesinde gösteri uçuşu yapacak SoloTürk ekibi temsilcilerini kabul etti.

Dışişleri Bakanı Özersay, kabulde yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin 35. yılı dolayısıyla SoloTürk ekibini ağırlamaktan mutlu olduğunu belirterek, bazı çevrelerce farklı bir algı yaratılmaya çalışılsa da Türk Yıldızları ve SoloTürk gibi ekiplerin varlığının Kıbrıs Türkü’ne güven verdiğini ifade etti.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nda gerçekleşen kabulde, SoloTürk ekibi de, Bakan Özersay’a yapılacak gösteri uçuşu, kullanılacak uçak ve ekip hakkında bilgiler verdi.

Bakan Özersay, SoloTürk’e Bakanlığının plaketini takdim ederken, SoloTürk ekibi temsilcileri de Özersay’a Girne’deki gösterilerinden birinde çekilmiş çerçeveli bir fotoğraf armağan etti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Bakanlığının himayelerinde gerçekleşecek “Cumhuriyet Kupası 2018” organizasyonunda karşılaşacak olan Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) U 21 Karması ile Londra Türk Toplumu Futbol Federasyonu (LTTFF) U 21 Karması onuruna bir akşam yemeği verdi.

Bakan Özersay yemekte yaptığı konuşmada, hükümet olarak yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklere yönelik başlatmış oldukları proje çerçevesinde Türk gençlerinin farklı aktiviteler bağlamında ülkemizi ziyaret etmelerini her açıdan desteklediklerini ve bundan sonra da desteklemeye devam edeceklerini vurguladı. Özersay, yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin sosyal anlamda bir araya gelerek bir dayanışma ruhu içerisinde hareket etmelerine önemli ölçüde katkı koyan kurumlardan birisi olan LTTFF yetkililerini de bugüne değin yapmış oldukları çalışmalar ile ilgili olarak kutladı.

Bakan Özersay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 35. Kuruluş Yıldönümü bağlamında yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türk gençlerin ülkemizde bulunmasından memnuniyet duyduğunu ve önümüzdeki dönemde de buna benzer etkinlikleri ellerinden geldiğince hükümet olarak destekleyeceklerini de sözlerine ekledi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Dışişleri Bakanlığı’nda konuk medya mensuplarına bir brifing verdi.

Bakan Özersay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 35. Kuruluş Yıldönümü kutlama etkinlikleri çerçevesinde 14 farklı ülkeden ülkemize gelen 17 yabancı medya mensubunu makamında kabul ederek Kıbrıs konusuna dair son gelişmeler, hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili Kıbrıs Türk pozisyonu ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki misyonunun geleceği konularında bilgilendirdi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, bilgilendirme sonrasında konuk yabancı medya mensuplarının sorularını da yanıtladı.

 

Başbakan Yardimcisi ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay geçiş kapılarının açılmasıyla ilgili olarak bugün BRT’ye değerlendirmelerde bulundu.

Kapıların açılmasının hayırlı olmasını dileyen Bakan Özersay, bunun olumlu olmakla birlikte gecikmiş bir gelişme olduğu kanaatinde olduğunu söyledi.

Özersay, konuyla ilgili olan bütün bakanlıkların bu kapıların açılması için bir çaba ortaya koyduğunu, defalarca bu bölgelere gidildiğini, söyledi. Fiziki birtakım sıkıntılarla karşılaşıldığını ve Rum tarafının yarattığı bazı sıkıntılar olduğunu, bahanelerle karşılaştıklarını anlatan Özersay, “Çok uzun bir süreçti aslında, ama bir biçimde siyasi iradeye sahip olduğumuz için bu kapıların açılması yönünde bir irade ortaya koyduğumuz için hem Cumhurbaşkanlığı olarak hem hükümet olarak yani Kıbrıs Türk tarafını temsil eden bütün tarafların olumlu yönde bir irade ortaya koyması sonucunda olumlu bir sonuca ulaşıldı. Biliyorsunuz en az dört beş kez Sn. Cumhurbaşkanı ile birlikte hükümeti temsilen dört ortağın dört siyasi partinin başkanı olarak defalarca toplantılar yaptık. Buralarda da karşılaşılan sıkıntıların aşılması için bir çaba ortaya koyduk. Ayni zamanda İhale Yasasından kaynaklanan bazı sıkıntılarla karşılaştık bu geçen sure zarfında ve yine yerel seçimler, belediye seçimleri nedeniyle seçim yasaklarından kaynaklanan sıkıntılarla karşılaştık ve günün sonunda ihaleye çıkarak diğer pek çok kapıda olduğu gibi projeyi yapıp bitirip kapıyı açmak çok daha fazla zaman alacağı için bazı geçici pratik tedbirlerle fiiliyatta bu kapıların açılmasını sağladık diye düşünüyorum. Önemli olan sonuçtur. Bundan sonrasında yine o ihalelere çıkılacak daha medeni bir görüntüye sahip olacak şekilde bu kapılar da yapılacak olan projelerle daha düzgün bir geçiş kapısı haline dönüştürülecektir” dedi.

Özersay konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim vurgulamak istediğim birkaç önemli konu var burda. Bunlardan birincisi en başta biz hükümet olarak görevi üstlendiğimiz dönemde özellikle bu kapılardan sadece Derinya’nın açılması ve Aplıç’ın açılmaması gibi bir şeyi kabul etmeyeceğimizi her iki kapının da eş zamanlı olarak açılması yönünde bir politikaya sahip olduğumuzu, bu duruşumuzdan vazgeçmeyeceğimizi söylemiştik. Günün sonunda bu gün itibarı ile, saat 12: 00 itibarı ile her iki kapının da eş zamanlı olarak açılmasını başarabildiğimizi düşünüyorum. Bu hükümetin kararlı duruşu sonunda gerçekleşmiştir. Eğer bundan bir taviz verilmiş olsaydı maalesef geçmişte Yeşilırmak sınır kapısında olduğu gibi Aplıç kapısı açılmayabilirdi. Bu açıdan sergilemiş olduğumuz duruşun olumlu sonuç alınmasında yararı ve katkısı olduğunu düşünüyorum .

Vurgulamak istediğim ikinci husus da şudur: Kapıların açılması iki toplum arasındaki diyaloğun zaman içerisindeki belki güven ilişkisinin daha fazla ticari ekonomik aktivitenin gerçekleşmesine katkı yapacak olumlu bir gelişmedir. Bunun için biz en baştan itibaren sadece bu iki kapı ile ilgili olarak değil genel olarak vatandaşın hayatını kolaylaştıracak bu tür adımlara destek vereceğimizi söylemiştik. Bundan sonra bazı başka kapılarla ilgili olarak da şartlar uygun olduğu ölçüde bunu destekleyeceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim, ama değinmek istediğim üçüncü konu şudur: Bu iki kapının açılışı gerçekten bölgedeki insanlara ve genel anlamda iki tarafa bir katkı, bir yarar sağlayacağı gibi bunun yanında eksik olan bazı şeyler de vardır. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bu kapıların içerik itibariyle açılmasına rağmen sadece birkaç kez Kıbrıs Rum tarafına açıkca bu yönde çağrı yapmamıza hatta somut öneri yapmamıza rağmen henüz sonuç alamadığımız bir de tarafı, yönü vardır. O da şudur: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin vatandaşları arasında maalesef Kıbrıs Rum tarafı geçişlerle ilgili olarak bir ayrımcılık yapmaktadır. Bu da bizi rahatsız eden bir husustur. Kişilerin kökenine bağlı olarak Türkiye Cumhuriyeti kökenli olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının büyük bir bölümü bazı istisnalar hariç olmak üzere büyük bir bölümünün güneye geçişine Kıbrıs Rum Yönetimi halen daha izin vermemektedir. Bu da bizim kapılar açılmasına ve olumlu bir gelişme yaşanmasına rağmen yine de içimizi burkan ve bizi rahatsız eden bir durumdur. Nasıl ki toplu taşıma araçlarımızın Güneye geçişine izin verilmemektedir ve biz Rum tarafından bizim tarafımıza bu tür toplu taşıma araçlarının geçişine izin vermekteyiz ve gayri adil bir durum vardır o konuda vatandaşlarımızın geçişi bağlamında da bu gayrı adil uygulama Kıbrıs Rum yönetimi tarafından devam ettirilmektedir. Temennim odur ki, önümüzdeki dönemde Kıbrıs Rum tarafı yaptığımız önerilere daha olumlu yaklaşır ve bu konuda da bir ilerleme kaydedilir çünkü herkesin bilmesi gereken birşey vardır, Kıbrıs adasında öyle ya da böyle, şu şekilde veya bu şekilde bir uzlaşmaya varıldığı taktirde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları kökenine bakılmaksızın bu coğrafyada bizimle birlikte ve aynı zamanda Kıbrıslı Rumlarla da birlikte yaşayacaklardır. Bu nedenle kendilerinin bu kapıların açılmasıyla birlikte bu ilişkinin de bu diyaloğun dışında tutulmaya çalışılması Kıbrıs Rum tarafınca olumlu bir yaklaşım değildir, haksızca bir uygulamadır. Biz bunun giderilmesi ve düzeltilmesi için girişimlerimize devam edeceğiz.

Bir kez daha vurgulamak isterim, bu iki kapının açılması olumlu bir gelişmedir başka kapıların açılmasını da hükümet olarak desteklemekteyiz ama bu kapılardan geçiş uygulamasının bütün vatandaşlarımıza eşit şekilde, ayrımcılık gözetilmeden yapılması konusundaki mücadelemizi de sürdüreceğiz”.

Denya köyünün Kıbrıslı Türk eski sakinleri tarafından ara bölge içerisinde kalan köylerine yapacakları ziyaret ve ibadet BM Barış Gücü’nün izin vermemesi nedeniyle iptal edilmiştir. Bu doğrultuda Bakanlığımız aşağıdaki açıklamayı yapma gereği duymuştur:

Üç hafta önce Bakanlığımıza başvuru yapan Denya köyünün Kıbrıslı Türk eski sakinleri ara bölgede kalan köylerindeki caminin, iki kez saldırıya uğramasının ardından, Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından bir süre önce restorasyonunun yapıldığını beyanla,  9 Kasım 2018 tarihinde köylerine bir ziyaret gerçekleştirip Cuma namazı kılmak istediklerini belirtmişlerdir. Bakanlığımız talebi sözlü olarak ilettikten sonra 25 Ekim 2018 tarihinde, bir yazı ile Denya köylülerinin eski Serhatköy-Denya yolunu kullanarak Cuma namazı gerçekleştirmek istediklerini BM Barış Gücü yetkililerine yazılı olarak da iletmiştir.

BM Barış Gücü bunun ardından katılacak olan kişilerin kimlik numaraları, araç modeli ve plaka bilgilerini, ayrıca araç sigortasını talep etmiş, bu taleplerine tüm iyi niyetimizle olumlu yanıt verilmiştir. Bunun üzerine BM Barış Gücü bu kez de geçtiğimiz Çarşamba günü daha önce hiçbir uygulamada olmadığı halde minibüsü kullanacak olan şoför ile bir ön görüşme yapmayı talep etmiş, Bakanlığımız buna da olumlu cevap vererek, görüşmenin eski Serhatköy-Denya yolunun ara bölgeye giriş yapılacak olan bölgesinde gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bu talebin de karşılanmasının ardından BM Barış Gücü bu kez de yolun KKTC tarafında kalan bölgesinde mayınlı bir alan bulunduğunu iddia etmiş, bölgemiz içerisinde mayınlı bir alan bulunmadığına dair sözlü teminatımızın yetersiz görülmesi üzerine yazılı olarak da gerekli teminat Bakanlığımızca kendilerine iletilmiştir.

Bu çerçevede, tüm hazırlıklar tamamlanmışken, hatta Denya’nın Kıbrıslı Rum sakinlerinin bu ziyaretten memnun olacakları ve ikram da yapmak istediklerine dair bilginin BM Barış Gücü’nce tarafımıza iletilmesine rağmen BM Barış Gücü tüm bunları hiçe sayarak, dün akşam saatlerinde, etkinliğin zamanlamasının uygunsuz olduğu gibi yine anlamsız ve dayanaktan yoksun gerekçelerle ara bölgeye giriş izni verilmeyeceğini iletmiştir. Ara bölgedeki etkinliğin yapılmasına 12 saat kala böylesi keyfi ve dayanağı olmayan gerekçelerle iptaline sebebiyet verilmesi Denya’nın Kıbrıslı Türk köylüleri üzerinde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Bilindiği gibi ara bölgenin sivil kullanımının mümkün olduğunca teşvik edilmesi yönünde BM barışı koruma operasyonları görev yönergesi içerisinde çok açık ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca Kıbrıslı Rumların, benzer şekilde, ara bölgenin 4 farklı yerinde (Derinya’da, Trulli’de, Madenliköy’de ve Şirinköy’de) herhangi bir izin ve kontrole tabi olmadan ayin gerçekleştirdiklerinin de altını çizmek isteriz.

KKTC Hükümeti, gerek ülkemizde gerekse ara bölgede yapılan bu türden etkinliklere mümkün olduğunca gerekli desteği her zaman göstermiştir. Ancak, Kıbrıslı Türklerin ilk kez yapılan benzeri talebine yapay ve dayanaksız bahanelerle, tüm hazırlıkların yapılmış olması ve köylülerin yaşayacağı hayal kırıklığını da göz ardı ederek, böyle bir tavır alan BM Barış Gücü’nün bu etkinliğin iptaline sebep olması tarafımızca kabul edilebilir bir durum değildir. Yaşanan son örnekle, adada görev yapan BM Barış Gücü’nün iki tarafa adil ve eşit davranmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. BM Barış Gücü bu tavrıyla hem Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına uğratmış hem de kendi görev yönergesine aykırı hareket etmiştir. Bu yaşananlar ayrıca BM Barış Gücü’nün yürüttüğü misyona da gölge düşürmüştür. Kendi görev yönergesi ve talimatlarına dahi uymayan böylesi bir yaklaşım iki toplum arasında değil güveni tesis etmek, BM Barış Gücü’ne olan güveni de maalesef zedelemektedir.

BM Barış Gücü bu konudaki anlaşılmaz ve rahatsız edici tutumu nedeniyle Bakanlığımız tarafından bugün gönderilen bir Nota ile protesto edilmiştir. Benzer konularla ilgili istişarelerimiz sürmekte olup değerlendirmelerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.