ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nin 26 Haziran 2014 tarihinde gerçekleştirdiği oturumunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki Hristiyan mirası ile ilgili olarak hazırlanan yasa tasarısının oy çokluğuyla kabul edildiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Yasa tasarısının genel çerçevesinde yer alan asılsız iddiaların yanısıra, kararın içeriğinde olgulara dayanmayan tespitlerde bulunulması, sözkonusu Komite’nin konuya yaklaşımını kabul edilmez kılmaktadır.

Daha önce de tarafımızdan pek çok kez vurgulandığı üzere, ülkemizde yaşamakta olan Rum, Maronit ve Ermeniler ile diğer dinlere mensup inanç sahipleri dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmektedirler. Ayrıca, tüm inançlara mensup kişilerin dini hak ve özgürlüklerine verilen önemden dolayı alınan tedbirlerle 2014 yılında rutin ayinlerin dışında yapılan toplu ayin sayısında önemli bir artış olmuş ve inanç sahipleri ibadetlerini yerine getirmişlerdir.

Yine sözkonusu kararda yer alan iddiaların aksine, ülkemizdeki tarihi ve dini eserlerin insanlığın ortak mirası olduğu anlayışıyla, hiçbir ayırım gözetilmeksizin makamlarımız tarafından korunmalarına yönelik gerekli önlemlerin alındığını bir kez daha hatırlatmakta fayda görmekteyiz. 2013 yılında sınırlarımız içinde restorasyonu tamamlanmış 3 kilise ile halihazırda restorasyonu devam eden 10 dini ve tarihi eserin bulunması, dini ve kültürel mirasın korunmasına verilen önemin açık bir göstergesidir.

2008’den bu yana Ada’da BM çerçevesinde faaliyet göstermekte olan Kültürel Miras Teknik Komitesi çerçevesinde Apostolos Andreas Manastırı’nda başlatılacak restorasyon çalışmalarının da Türk tarafının yapıcı girişimiyle ivme kazandığı hatırlanmalıdır.

Kültürel mirasın korunması ve dini özgürlükler konusunda hassas olduğu görülen ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nin Ada’nın Güneyinde tahrip edilen Müslüman/Türk mirasına yönelik eserlerin restorasyonuna ilişkin ciddi adım atılmamasına kayıtsız kalması ise dikkat çekicidir.

Dışişleri Bakanlığı olarak, ABD Kongresinde kültürel mirasın korunması hususunda Ada’daki gerçekleri yansıtmayan sözkonusu yasa tasarısına bundan sonraki aşamalarda destek verilmeyeceğini umut ediyor, yasa tasarısının devam etmekte olan BM çözüm sürecine zarar vermemesini temenni ediyoruz.