İngiltere’nin Güney Kıbrıs’a akredite Yüksek Komiseri Stephen Lillie’nin Kathimerini gazetesine verdiği bir demeçte, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşma için çıkış yolunun federasyon olduğuna işaret etmesi Kıbrıs meselesini çözümsüzlüğe hapsetmiş müzakere süreçlerinin tekrarlanmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Kullandığı üslup ise tipik koloni zihniyetinin hala devam ettiğini göstermektedir.

Lillie’nin, İngiltere’nin girişimlerinin Anastasiades’in adem-i merkeziyetçi federasyon fikriyle uyumlu olduğunu ifade etmesi İngiltere’nin Rum tarafına muzahir bilinen tutumunu bir kez daha sergilemektedir. Garantör ülkelerden birisi olan İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki bu tutumu kabul edilemez niteliktedir. Zaten Garantör ülkelerden sadece Türkiye garantörlüğün görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte, diğerleri ise ırkçı ve bağnaz Rum politikalarını desteklemek ve teşvik etmekle meşgul olmaktadırlar.

Rum tarafının, yetki ve refahı Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmayı reddetmesi nedeniyle yıllardır bu zeminde yürütülen müzakere süreçleri akamete uğramış ve Kıbrıs Türk tarafı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir anlaşma için yeni vizyonunu gündeme getirmiştir.

Kıbrıs Türk tarafının yeni vizyonu Cenevre’de gerçekleştirilen 5+BM gayrı resmi toplantı sırasında kayda geçirilmiştir. Bu önerimiz müktesep hakkımız olan egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tescilini öngören bir ilke üzerine tesis edilmiştir.

Bu ilkeyi öngörmeyen, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonun devamına yardımcı olacak sözde çözüm modeli üzerinde ısrar etmek beyhudedir. Kıbrıs konusunu en iyi bilen ülkelerden biri olan İngiltere’nin bu gerçeği bir an önce benimsemesini ve iki egemen üs bölgesinin geleceğini garanti etme adına Kıbrıs Türk Halkına karşı sürdürdüğü Rum yanlısı politikasına artık bir son vermesini talep ediyoruz.