Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkileri anlayabilmek için Kıbrıs Adası’nın yakın tarihi ve Kıbrıs sorununun tarihlerini bilmek önemlidir. Şüphesiz ki iki ülke arasındaki ilişkiler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasından çok önceye, Ada’daki Türk varlığının ortaya çıkmasına dayanmaktadır.
Ada’daki Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların ortak tarihlerini, Kıbrıslı Rumların Yunanistan ile birleşme taleplerini simgeleyen “Enosis”, bunun karşısında da Kıbrıslı Türklerin Yunanistan’a bağlanma fikrine karşı savunduğu “taksim” tezleri şekillendirmiştir.
1950’li yılların sonunda Türkiye’ye rağmen Ada’yı Yunanistan’a bağlayamayacağını anlayan Rum tarafı, Enosis’e bir sıçrama tahtası olarak gördüğü Ada’nın bağımsızlığı fikrini ortaya atmıştır. Tüm bu gelişmeler sonucunda, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların eşit siyasi statüde kurucu ortaklığına dayalı 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur.
Kıbrıslı Rumların yarattığı zorluklar nedeniyle ancak 3 yıl süren ortaklık Cumhuriyeti, Aralık 1963’te Rumların Kıbrıslı Türklere karşı başlattığı şiddet politikasıyla sona ermiş, bu tarihten sonra Ada’daki her iki toplum kendi kendini ayrı olarak yönetmeye başlamıştır.
Kıbrıslı Türkler için zorluklarla geçen 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının en büyük destekçisi Türkiye Cumhuriyeti olmuş, Kıbrıs Türk halkı bu dönemde zorluklara karşı verdiği mücadelede maddi ve manevi olarak Türkiye Cumhuriyeti ve halkının verdiği sarsılmaz destek sayesinde ayakta kalmıştır.
1974 Yunan darbesi karşısında Anavatan Türkiye, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini kullanarak 20 Temmuz 1974’te Ada’ya müdahale etmiştir. Türkiye’nin bu zamanlı müdahalesi sadece Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını önlemekle kalmamış, tüm Ada’da demokrasinin temellerini atmış, Kıbrıs Türk halkını barış, güven ve istikrar ortamına da kavuşturmuştur.
Türkiye’nin Ada’daki askeri varlığı, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında sürdürülebilir, adil ve kalıcı bir çözüm bulunana kadar Kıbrıs Türk tarafının güvenini sağlayan en önemli unsurdur.
Kıbrıs sorununun her aşamasında Kıbrıs Türk halkının yanında olan Türkiye Cumhuriyeti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanından sonra da Kıbrıslı Türklere olan maddi ve manevi desteğini sürdürmüştür. Türkiye dışında başka bir devlet tarafından resmi olarak tanınmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her alanda en büyük destekçisi kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını müteakip Anavatan Türkiye ile ilişkilerde gücünü tarihi ve kültürel bağların geliştirilmesi yanında iki devlet arasında karşılıklı güven, saygı ve işbirliğine dayalı resmi ilişkilerin tesis edilerek her geçen gün daha da ilerletilmesi hedef alınmıştır. Kıbrıs sorununun çözümü bağlamında da KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti dış politikaları her zaman yakın işbirliği ve uyum içinde yürütülmüş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşanan çözüm süreçlerinin de en büyük destekçisi olmuştur.
Türk ve Kıbrıs Türk halkları arasında var olan güçlü tarihi, kültürel ve din, dil, ırk birliği bağları Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletleri arasındaki ilişkiler haliyle güçlü ve yapıcı bir şekilde yansımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasındaki ikili ilişkileri en geneliyle, birbirlerinin her alandaki çıkar ve haklarını koruyup, gözeten ve ilerletmek için gerekli her türlü desteği sağlayan doğal müttefikler olarak özetlemek mümkündür.
KKTC’yi uluslararası düzeyde resmi olarak tanıyan tek ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa’daki Büyükelçiliği ve KKTC’nin Ankara’daki Büyükelçiliği, İstanbul’daki Başkonsolosluk, İzmir ve Mersin Konsoloslukları, devletlerinin mutad diplomatik ve bürokratik ilişkilerini yürütmektedir. Bunun yanında KKTC’nin hayatın her alanında maruz kaldığı izolasyonun günlük hayata getirdiği kısıtlamalar, ilgili TC ve KKTC Bakanlıkları arasında çeşitli alanlarda imzalanan işbirliği anlaşma ve protokolleri ile aşılmaya çalışılmaktadır.
Bu bağlamda Türkiye, KKTC ve Kıbrıs Türklerini en insani ve hayati konularda dahi dünyaya bağlayan tek köprü olma konumundadır. Kıbrıs Türklerinin en doğal insan hakları olan ulaşım, telekomünikasyon ve posta hizmetleri dahi Türkiye üzerinden sağlanmaktadır.
KKTC ile Türkiye arasındaki mevcut ticari ve ekonomik ilişkilerin düzenlenmesi için çok sayıda anlaşma ve protokol imzalanmıştır. Bu belgeler arasında ilk imzalanan, 1975 yılındaki Ticaret ve Ödeme Protokolü yer almaktadır. Söz konusu Protokol, KKTC ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilerek güçlenmesini teminen imzalanmıştır. Protokol ayrıca, KKTC’nin ithalat ve ihracat alanlarında karşı karşıya bulunduğu sorunların Türkiye ile işbirliği çerçevesinde ele alınarak çözümlenmesini öngörmüştür.
KKTC ve Türkiye arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler, 1994 yılına kadar Karma Ekonomik Komisyon toplantıları kapsamında ele alınmıştır. 1994 yılında Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) tarafından alınan ve KKTC ekonomisine büyük darbe vuran karar ile başlayan ekonomik sorunların aşılmasına yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti birtakım önlemler almış ve 1995 yılı başı itibariyle KKTC’nin AB ülkelerine yönelik ihracat kayıpları, Türkiye’ye yönelik ihracatın artırılması sayesinde telafi edilmeye çalışılmıştır.
1997 yılında ise, iki ülke arasında ekonomik ve mali alanlarda bir Ortaklık Konseyi kurulması kararlaştırılmıştır. Bahsekonu Konsey’in ayrıca, güvenlik, savunma ve dış politika alanlarında işbirliğine yönelik çalışması hedeflenmiştir. Bu konseyle iki ülke arasındaki ilişkilerin, “Ortak Ekonomik Alan” tanımı çerçevesinde biçimlendirilmesi hedeflenmiştir.
Ocak 1998’de KKTC ve Türkiye arasında Yatırımlarda Devlet Yardımları Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmanın akabinde Şubat 1998’de ise, iki ülke arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması ve 1999 yılında İki Ülke Vatandaşlarına İlave Kolaylıklar Tanınmasına İlişkin Anlaşma imzalanmıştır.
Uzun yıllardan bu yana kısıtlamalara maruz kalan KKTC’nin bu mağduriyetinin bir nebze de olsa giderilmesi için Türkiye Cumhuriyeti elinden gelen tüm katkıyı sağlamış ve iki ülke arasında yapılan anlaşmalarla; bu kısıtlamalar tamamen kaldırılıncaya kadar, KKTC’nin başta Türkiye ve Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyaya ihracatını en iyi koşullarla yapmasını sağlamak ve KKTC’nin uluslararası ticaret sistemine açılımını temin etmek hedeflenmiştir.
2000 yılı başlarında KKTC’de yaşanan bankalar krizi neticesinde büyüyen yapısal ve ekonomik sorunları aşmaya yönelik olarak 2000 yılından itibaren ekonomik kalkınma programları uygulamaya konulmuş, Türkiye’nin bu programlara mali ve teknik destek sağlamasına imkan kılan Ekonomik ve Mali işbirliği protokolleri imzalanmıştır.
Kıbrıs Sorunu ve Dış Politika Bağlamındaki İlişkiler:
Kıbrıslı Türkler ve Anavatan Türkiye’nin Ada üzerindeki hak ve çıkarlarının korunarak sağlam bir zeminde ilerletilmesinin anahtarı Kıbrıs sorununda iki taraf olan Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları arasında imzalanacak siyasi bir çözümdür. Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve güçlü varlığının devamı bu nihai sonuca ulaşmak için mutlak bir gereklilik addetmekte ve KKTC ile TC arasındaki dış politika ilişkileri bu esas gözetilerek düzenlenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Ada’da iki taraf arasında uzun yıllardan bu yana devam etmekte olan müzakere sürecinde Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını koruyan, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için her zaman Kıbrıs Türk tarafının yanında olmuş ve çözüm çabalarına güçlü desteğini ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ada’daki çözüm sürecinde izlediği yapıcı tutum ve ortaya koyduğu öneriler de çözümün çabalarının güçlü bir destekçisi olduğunun göstergesi olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti ayrıca gerek müzakere masasında gerekse uluslararası platformlarda Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını korumak için her dönem manevi desteğini ortaya koymuştur.
Kıbrıs Türk halkı ve KKTC’ye uygulanan haksız izolasyonların son bulması ve uluslararası camia nezdinde Kıbrıs Türk tarafının sesinin duyulması yönünde oluşturulmuş politikalar da yakın işbirliği içinde ilerletilmektedir.
Geçmiş müzakere süreçlerinde olduğu gibi, Türk tarafı Kıbrıs sorununun en kısa sürede çözülmesine yönelik mevcut yapıcı ve proaktif politikalarını Türkiye ile görüş alışverişinde bulunarak şekillendirmiş olup, nihai amacımıza ulaşmak üzere işbirliği içinde yürütmektedir.