Kıbrıs Rum liderliği bir yandan her an ve alanda Kıbrıs Türk Halkı’nın İnsan Haklarını ihlal ederken, diğer yandan da yaptığı küstah açıklamalarla uluslararası kamuoyunu yanıltma çabalarına devam etmektedir.

1950’li yılların ortasından itibaren Kıbrıs adasını Yunanistan’a bağlama emelleriyle EOKA terör örgütü aracılığıyla adayı kan gölüne çeviren Kıbrıs Rum liderliği bu amacına ulaşmak için her türlü şiddete başvurmuştur. GKRY 1960 ortaklık Cumhuriyetinden Kıbrıs Türkleri’ni atmış ve 1963 Aralık ayında başlattığı terör eylemleriyle tam 11 yıl en temel insan hakkı olan yaşam hakkına saldırarak Kıbrıs Türk Halkını adadan yok etmeye çalışmıştır. Halkımızın destansı direnişi ve nihayetinde Mutlu Barış Harekatı’nın ardından özgürlüğüne kavuşan Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında Devletine kavuşmuş ve bu baskılara asla boyun eğmeyeceğini bir kez daha kanıtlamıştır.

Kıbrıs Rum liderliği silahla yapamadığını gasp ettikleri devlet ve statüyle gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Kıbrıs Türk Halkı’nı her alanda engellemeyi varlık sebebi haline getiren ilgili Rum bakanlığı, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda da gençlerimizin, çocuklarımızın engellenmesi için var gücüyle çalışmayı ilke edinmiştir. İnsan Hakları ihlali görünmek isteniyorsa bu faaliyetlere açık şekilde bakılmalıdır. Ülkemizi çeşitli alanlarda temsil etmek için kendini geliştiren, bu etkinliklere yoğun şekilde hazırlanan gencecik, küçücük kalplerin kırılmasını başarı sayan bu zihniyet, 50 yılı aşkın bir süredir müzakere süreçleriyle Kıbrıs Türk Halkı’nı masaya hapsederek adanın tek sahibi edasıyla haklarımızı gasp etme faaliyetlerini arttırarak sürdürmektedir.

Bilinmelidir ki, Kıbrıs Türk Halkı, Kıbrıs Rum liderliğinin çaba ve baskılarına asla boyun eğmeyecektir. Kıbrıs Türk Halkı’nı yaşamın her alanında evrensel insan haklarını çekinmeden çiğneyerek, izole etmeye çalışan bu anlayış asla emellerine ulaşamayacaktır. Kıbrıs adasında insan haklarını ihlal eden bir taraf varsa o da Rum liderliğidir. Bu gerçeği her an yaşayan sadece biz değil, yakın ve geçmiş tarih de çok iyi tarif etmektedir.

Bu gerçekler ışığında, Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Günü’nde yayınlamış olduğu ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ni mesnetsiz iddialarla suçlayan küstah ve cüretkar açıklamasını bir kez daha esefle kınarız.