Tag Archives: GKRY

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) bulunan Larnaka Büyük Camii’ne yapılan kundaklama üzüntü vericidir. İbadethanelere yapılan saldırılara karşı caydırıcı adımlar atılması gerekmektedir.

GKRY, ibadethanelerimize ve dini değerlerimize yapılan bu tür çirkin saldırılara bugüne dek sessiz kalmayı tercih etmiştir. GKRY’nin sessizliği, nefret ve tahammülsüzlüğün Rum tarafında artmasına neden olmaktadır.

GKRY’nin, dini ve milli değerlerimize hassasiyet göstermesini bekliyoruz.

Bilindiği üzere, gerek küreselleşmenin getirdiği iletişim ve seyahat kolaylığı gerek bazı ülkelerdeki yoksulluk, ekonomik ve/veya siyasi istikrarsızlık sebebiyle uluslararası göç hareketleri giderek karmaşık bir hale gelmektedir. “Düzensiz göç” olarak adlandırılan bu olgunun yarattığı sorunlar göç edilen ülkelerin tek başlarına çözemeyecekleri kadar geniş kapsamlıdır. Dolayısıyla, düzensiz göçün önlenmesi uluslararası toplumun sorumluluk ve dayanışma içinde birlikte hareket etmesini gerektirmektedir.

Kıbrıs Adası, üç kıtanın kesiştiği stratejik bir konumda olması nedeniyle düzensiz göçten etkilenmektedir. Hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, çeşitli ülkelerden düzensiz göç almaktadır. Rum tarafının aksine, ülkemiz, uluslararası destekten yoksun, sadece Anavatan Türkiye’nin desteği ile düzensiz göç ile mücadele etmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, düzensiz göç konusunda, tek başına mücadele etmek yerine işbirliği içinde mücadele edilmesi gerektiğine inanmaktayız. Ülkemiz, Adamızı ilgilendiren konularda Rum tarafı ile işbirliğine olumlu baktığını her vesileyle beyan etmektedir. Düzensiz göç konusunda Rum tarafıyla işbirliği tesis edilmesine yönelik yapmış olduğumuz teklifin halen geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz. Uluslararası bir olgu olan “düzensiz göç” konusunda yapmış olduğumuz işbirliği önerisini bu vesileyle bir kez daha yineleriz.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bazı polis karakolu ve kara sınır kapılarında tadilat yapacağına ilişkin kararını tarafımıza bildirmiştir.

Rum tarafının yapacağını belirttiği tadilat çerçevesinde, Lokmacı kara sınır kapısı 1-2 Kasım 2021 tarihlerinde ( her iki tarih de dahil) geçişlere kapalı olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Bilindiği üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bir süredir Malta bayraklı ve İtalyan sahipli NAUTICAL GEO adlı gemiyle icra ettiği hidrokarbon bağlantılı araştırmalar ile Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandırmaktadır. Nitekim, GKRY bugün yayımladığı yeni bir NAVTEX ile sözkonusu geminin bu kere 21-23 Ekim tarihlerinde Ada’nın güneyinde KKTC ruhsatlarını da kapsayan bir alanda yeni bir araştırmaya başlayacağını duyurmuştur.

Kıbrıs Adasının iki ortak sahibinden biri olan Kıbrıs Türk halkı Ada’nın etrafındaki denizlerdeki hidrokarbon kaynaklarının da ortak sahibidir. Bu Kıbrıs Türk halkının 1960’ta kazandığı egemen eşitliğin ve eşit statünün doğal bir yansımasıdır. Bu nedenle Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin onayını almadan yapacağını açıkladığı bu araştırmayı şiddetle kınıyoruz.

Hal böyle iken, Kıbrıs Türk halkının, haklarının Rum tarafınca tek yanlı eylemlerle ve oldu-bittilerle gasp ve ihlal edilmesine seyirci kalınmayacaktır. Rum tarafının bu tek yanlı faaliyetleri karşısında, haklarımızın korunması için, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Devletimizin 2011 yılında verdiği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her zaman öncelikli tercihi, bu sorunun işbirliği ve uzlaşı seçeneği ile ele alınması olmuştur. Ada ve etrafındaki doğal kaynaklara ilişkin 13 Temmuz 2019 tarihli önerimiz ile Türkiye’nin biz dahil ilgili tüm tarafları biraraya getirmeyi hedefleyen Doğu Akdeniz konferansı çağrısı, konunun diplomasi çerçevesinde çözümüne imkan tanıyacak önemli fırsatlardır.

Doğu Akdeniz’deki gerginliği tırmandıran ve bölgedeki istikrarı bozan GKRY’ye yaptığımız çağrıları bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan ve Mısır’ın 19 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirdikleri üçlü zirve sonrası yaptıkları ortak açıklamada yer alan hususlar Ada’daki siyasi ve hukuki gerçekleri yansıtmamaktadır.

Kıbrıs Adası’nda biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) diğeri de GKRY olmak üzere iki ayrı Devlet bulunmaktadır. Bu iki Devletin yaptıkları açıklama ve aldıkları kararlar sadece kendilerini bağlamaktadır. Rum tarafının Yunanistan ve Mısır ile yaptığı ortak açıklama KKTC için yok hükmündedir. Kıbrıs meselesine ilişkin konularda GKRY ve diğer tarafların muhatabının KKTC olduğunun bir kez daha altının çizilmesinde yarar görmekteyiz.

Anılan ortak açıklama gerçekleri saptırmayı amaçlamaktadır. Her şeyden önce Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerinin bir eseridir. Rum tarafının ilk kışkırtıcı faaliyetinin Mısır ile imzaladığı tek yanlı deniz hudutlarının sınırlandırılması anlaşması olduğu da anımsanacaktır. Kıbrıs Türk halkının haklarını ihlal eden Rum tarafının siyasetine Mısır’ın destek vermesini kınamaktayız.

Kıbrıs Türk tarafı Temmuz 2019 tarihinde hidrokarbon kaynaklarının ortak yönetimine ilişkin kapsamlı ve yapıcı bir öneri yapmıştır. Bu önerimiz halen geçerlidir. Bölgede işbirliğinin yolunu açacak bir öneri de Anavatan Türkiye tarafından yapılmıştır. İlgili tarafları bir konferansta bir araya getirmeyi öngören bu öneriyi KKTC de desteklemektedir.

Ancak, GKRY ve Yunanistan ile diğer üçüncü tarafların haklarımızı ihlal edecek girişimlerine sessiz kalmamız beklenmemelidir. KKTC, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı muhafaza etme kararlılığını sürdürecektir.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Devletimizin belirlediği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Rum tarafının tek yanlı faaliyetlerine eşdeğer ve eş zamanlı adımlarla karşılık verilecektir.

Güney Kıbrıs’ta orta eğitimde kullanılan bir kitapta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bölümün yer aldığı sayfanın önce yırtılmasına; ardından da kitabın “uygunsuz” değerlendirilerek tümden toplatılmasına ilişkin Rum Eğitim Bakanlığı tarafından verilen kararı şiddetle kınıyoruz. Bu karar Rum yönetiminin ırkçı tutumunun yeni bir örneğidir.

Ulu Önder Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması esnasında gerçekleştirdiği destansı mücadele ve Cumhuriyet sonrasındaki devrimleri ile yalnızca Türk milleti için değil, dünyadaki tüm ülkeler için ilham veren bir liderdir. Türk Ulusunun Liderine yapılan bu saygısızlığın kabul edilmesi mümkün değildir.

Rum tarafının artarak devam eden düşmanca tutumunun Rum eğitim sistemine yansıması Rum tarafının adadaki Türk varlığına tahammül edemediğini ve Türk ulusunun şanlı tarihini hazmedemediğini açıkça göstermektedir.

Uluslararası toplumun, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılamamasının temelinde Rum tarafında hüküm süren bu ırkçı zihniyetin yattığını anlaması gerekmektedir.

Bu vesileyle Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması maksadıyla yürütülen müzakerelere her daim yapıcı bir tutumla katılmıştır. Bunun en önemli tezahürleri 2004 yılında Annan Planı’nın kabulü ve 2017 yılında Crans Montana konferansına giden süreçte yaptığı açılımlardır. Benzer şekilde, Kapalı Maraş’ı da ilgilendiren Güven Yaratıcı Önlemlere ilişkin fikirlere de yine aynı müspet yaklaşımı göstermiştir. Tek gayesi statükonun kendine sağladığı konfor alanını bakileştirmek olan Rum tarafı ise gerek Kıbrıs konusundaki müzakerelere gerek Güven Yaratıcı Önlemlere matuf önerilere retçi bir anlayışla yaklaşmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti statükonun simgesi haline dönüşen Kapalı Maraş’a yönelik herkesin faydasına olacak olumlu adımlar atmaktadır. KKTC Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlığımızın her vesile ile belirttiği gibi, kendi toprağımızın bir parçası olan Kapalı Maraş’a yönelik kararlar uluslararası hukuk ve mülk sahiplerinin haklarına saygı gözetilerek Devletimizin ilgili makamları tarafından alınmaktadır. Mülkiyet haklarına saygıya bu denli önem vermemize karşın, bazı ülke ile uluslararası ve bölgesel kuruluşların yetkililerinin GKRY’nin dayanaksız iddialarını destekleyen açıklamalar yapması talihsizdir. Talihsiz olduğu gibi Doğu Akdeniz’de istikrarın sağlanmasına vesile olacak Kıbrıs Adası’nda karşılıklı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varılmasını da engellemektedir.

Rum tarafı kendi lehine olan statükoyu kalıcılaştırmak, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonu daha da ağırlaştırmak için her çabaya başvurmaktadır. Bir takım ülke ile uluslararası ve bölgesel kuruluşların yetkililerinin başarısızlığı defaten gün yüzüne çıkmış federal çözüm modeline destek vermeleri ise Ada’daki bu statükonun devamına hizmet etmektedir.

Müzakerelerdeki 50 yıllık başarısızlığı da dikkate alan Kıbrıs Türk tarafı, müktesep hakkı olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün güvence altına alınmasını müteakip bir işbirliği ilişkisinin tesis edilmesini öngören önerisi çerçevesinde üzerine düşeni yapma kararlılığını sürdürmektedir. Kıbrıs Türk tarafı, bu önerinin, Ada’daki gerçeklere uygun ve bir anlaşmayı mümkün kılacak tek çözüm modeli olduğuna, bu öneri çerçevesinde varılacak bir anlaşmanın ise, bölgemizde istikrarın sağlanmasına vesile olacağına inanmaktadır.

Dönüşü olmayan bir yola çıkılmıştır. Bu gerçek herkes tarafından ne kadar erken algılanır ve hazmedilirse, Ada’da ve bölgede herkesin kazançlı çıkacağı koşullar o kadar erken oluşabilecektir.