Tag Archives: Güney Kıbrıs

Avrupa Hentbol Şampiyonası elemeleri çerçevesinde 20-23 Ocak 2022 tarihleri arasında Güney Kıbrıs’ta bulunan Türkiye Hentbol Milli Takımı’nda Covid-19 test sonucu pozitif çıkan Türk Milli sporcusunun, Milli Takım yetkilileri ile sporcunun talebine rağmen Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye veya Türkiye’ye nakledilmesine Kıbrıs Rum tarafının karşı çıktığı malumlarıdır.  

Yapılan yoğun diplomatik girişimler neticesinde, Türkiye Hentbol Milli Takımı sporcusunun bugün öğle saatlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin gönderdiği ambulans uçak ile Türkiye’ye nakli sağlanmıştır.  

 

İngiltere’nin Güney Kıbrıs’a akredite Yüksek Komiseri Stephen Lillie’nin Kathimerini gazetesine verdiği bir demeçte, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşma için çıkış yolunun federasyon olduğuna işaret etmesi Kıbrıs meselesini çözümsüzlüğe hapsetmiş müzakere süreçlerinin tekrarlanmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Kullandığı üslup ise tipik koloni zihniyetinin hala devam ettiğini göstermektedir.

Lillie’nin, İngiltere’nin girişimlerinin Anastasiades’in adem-i merkeziyetçi federasyon fikriyle uyumlu olduğunu ifade etmesi İngiltere’nin Rum tarafına muzahir bilinen tutumunu bir kez daha sergilemektedir. Garantör ülkelerden birisi olan İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki bu tutumu kabul edilemez niteliktedir. Zaten Garantör ülkelerden sadece Türkiye garantörlüğün görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte, diğerleri ise ırkçı ve bağnaz Rum politikalarını desteklemek ve teşvik etmekle meşgul olmaktadırlar.

Rum tarafının, yetki ve refahı Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmayı reddetmesi nedeniyle yıllardır bu zeminde yürütülen müzakere süreçleri akamete uğramış ve Kıbrıs Türk tarafı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir anlaşma için yeni vizyonunu gündeme getirmiştir.

Kıbrıs Türk tarafının yeni vizyonu Cenevre’de gerçekleştirilen 5+BM gayrı resmi toplantı sırasında kayda geçirilmiştir. Bu önerimiz müktesep hakkımız olan egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tescilini öngören bir ilke üzerine tesis edilmiştir.

Bu ilkeyi öngörmeyen, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonun devamına yardımcı olacak sözde çözüm modeli üzerinde ısrar etmek beyhudedir. Kıbrıs konusunu en iyi bilen ülkelerden biri olan İngiltere’nin bu gerçeği bir an önce benimsemesini ve iki egemen üs bölgesinin geleceğini garanti etme adına Kıbrıs Türk Halkına karşı sürdürdüğü Rum yanlısı politikasına artık bir son vermesini talep ediyoruz.

 

 

 

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün anlatıldığı bölümün yer aldığı sayfanın Güney Kıbrıs’ta orta eğitimde kullanılan bir kitaptan yırtılması ve daha sonra kitabın “uygunsuz” değerlendirilerek tümden toplatılmasına ilişkin bir Rum Milletvekili tarafından yapılan açıklamada yer alan, “Dipkarpaz Rum okullarında okutulan kitapların sayfalarının yırtıldığına” ilişkin yalan ifadeleri şiddetle kınıyoruz.

Rum yetkililerin hedef şaşırtarak yalan beyanlarla kendi ırkçı faaliyetlerini Kıbrıs Türk tarafına mal etmeye çalışması, Rum tarafının bilinen çarpık zihniyetinin en bariz örneğidir.

Uzun yıllardır ülkemizde faaliyet gösteren Dipkarpaz’daki Rum okullarında okutulan ders kitaplarına ilişkin bu tarz bir yaklaşımı Kıbrıs Türk tarafı hiçbir zaman göstermemiştir. Aksine, tüm iyi niyetiyle okutulan kitaplara ilişkin olarak daima yapıcı bir yaklaşım sergilemiştir. Bir ülkenin geleceği olan gençlere ırkçılık aşılamak için uğraş veren bir yönetimle karşı karşıya bulunmaktayız. Rum yetkililerin, tarihteki kendi kara lekelerini örtme maksatlı iftira ve yalana varan ifadelerini kendilerine iade ederiz.

Güney Kıbrıs’ta orta eğitimde kullanılan bir kitapta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bölümün yer aldığı sayfanın önce yırtılmasına; ardından da kitabın “uygunsuz” değerlendirilerek tümden toplatılmasına ilişkin Rum Eğitim Bakanlığı tarafından verilen kararı şiddetle kınıyoruz. Bu karar Rum yönetiminin ırkçı tutumunun yeni bir örneğidir.

Ulu Önder Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması esnasında gerçekleştirdiği destansı mücadele ve Cumhuriyet sonrasındaki devrimleri ile yalnızca Türk milleti için değil, dünyadaki tüm ülkeler için ilham veren bir liderdir. Türk Ulusunun Liderine yapılan bu saygısızlığın kabul edilmesi mümkün değildir.

Rum tarafının artarak devam eden düşmanca tutumunun Rum eğitim sistemine yansıması Rum tarafının adadaki Türk varlığına tahammül edemediğini ve Türk ulusunun şanlı tarihini hazmedemediğini açıkça göstermektedir.

Uluslararası toplumun, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılamamasının temelinde Rum tarafında hüküm süren bu ırkçı zihniyetin yattığını anlaması gerekmektedir.

Bu vesileyle Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs konusunda karşılıklı kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması maksadıyla yürütülen müzakerelere her daim yapıcı bir tutumla katılmıştır. Bunun en önemli tezahürleri 2004 yılında Annan Planı’nın kabulü ve 2017 yılında Crans Montana konferansına giden süreçte yaptığı açılımlardır. Benzer şekilde, Kapalı Maraş’ı da ilgilendiren Güven Yaratıcı Önlemlere ilişkin fikirlere de yine aynı müspet yaklaşımı göstermiştir. Tek gayesi statükonun kendine sağladığı konfor alanını bakileştirmek olan Rum tarafı ise gerek Kıbrıs konusundaki müzakerelere gerek Güven Yaratıcı Önlemlere matuf önerilere retçi bir anlayışla yaklaşmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti statükonun simgesi haline dönüşen Kapalı Maraş’a yönelik herkesin faydasına olacak olumlu adımlar atmaktadır. KKTC Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlığımızın her vesile ile belirttiği gibi, kendi toprağımızın bir parçası olan Kapalı Maraş’a yönelik kararlar uluslararası hukuk ve mülk sahiplerinin haklarına saygı gözetilerek Devletimizin ilgili makamları tarafından alınmaktadır. Mülkiyet haklarına saygıya bu denli önem vermemize karşın, bazı ülke ile uluslararası ve bölgesel kuruluşların yetkililerinin GKRY’nin dayanaksız iddialarını destekleyen açıklamalar yapması talihsizdir. Talihsiz olduğu gibi Doğu Akdeniz’de istikrarın sağlanmasına vesile olacak Kıbrıs Adası’nda karşılıklı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varılmasını da engellemektedir.

Rum tarafı kendi lehine olan statükoyu kalıcılaştırmak, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonu daha da ağırlaştırmak için her çabaya başvurmaktadır. Bir takım ülke ile uluslararası ve bölgesel kuruluşların yetkililerinin başarısızlığı defaten gün yüzüne çıkmış federal çözüm modeline destek vermeleri ise Ada’daki bu statükonun devamına hizmet etmektedir.

Müzakerelerdeki 50 yıllık başarısızlığı da dikkate alan Kıbrıs Türk tarafı, müktesep hakkı olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün güvence altına alınmasını müteakip bir işbirliği ilişkisinin tesis edilmesini öngören önerisi çerçevesinde üzerine düşeni yapma kararlılığını sürdürmektedir. Kıbrıs Türk tarafı, bu önerinin, Ada’daki gerçeklere uygun ve bir anlaşmayı mümkün kılacak tek çözüm modeli olduğuna, bu öneri çerçevesinde varılacak bir anlaşmanın ise, bölgemizde istikrarın sağlanmasına vesile olacağına inanmaktadır.

Dönüşü olmayan bir yola çıkılmıştır. Bu gerçek herkes tarafından ne kadar erken algılanır ve hazmedilirse, Ada’da ve bölgede herkesin kazançlı çıkacağı koşullar o kadar erken oluşabilecektir.