Tag Archives: Kıbrıs sorunu

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun temelinde Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türkleri eşit görmemesinin yattığını söyledi.

Yabancı bir basın kuruluşuna demeç veren Dışişleri Bakanı, Rumların Kıbrıs’ı bir elen adasına dönüştürmeye çalıştığını vurguladı.

Kıbrıslı Türklerin Rumların iddia ettiği gibi adada bir azınlık olmadığını tüm dünyaya anlatmak için mücadele ettiklerini belirten Ertuğruloğlu, her türlü uluslararası platformda seslerini duyurmak için çalıştıklarını belirtti.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının AB’yi güvenilir bir örgüt olarak görmediğini de söyleyerek, adadaki varlığını korumak için anavatan Türkiye ile mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ın bir elen adası olmasını engellemek ve Kıbrıs Türk halkının adadaki varlığını sürdürmek için verdiği mücadelesini sürdüreceğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerin adada hakimiyet kurmak gibi bir hayali olmadığını kaydeden Dışişleri Bakanı, tek amaçlarının Kıbrıslı Rumlarla karşılıklı saygı çerçevesinde adada birlikte yan yana yaşamak olduğunu belirtti.

Ertuğruloğlu, “Ancak, Rumlar bizimle aynı vizyonu paylaşmıyor” dedi.

Washington’daki bir basın kuruluşuna demeç veren Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununun temelinde Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türkleri eşit görmemesinin yattığını söyledi.

Kıbrıslı Türklerin, 1963 yılında Rumlar tarafından devlet kurumlarından silah zoruyla atıldığını anlatan Ertuğruloğlu, o tarihten beridir iki halkın ayrı yaşadığını, Kıbrıslı Türklerin ise kendi devletlerinin güvenliği altında özgürce yaşadığını söyledi.

Rumların sözde 1960 Cumhuriyetini tüm uluslararası antlaşmaları çiğneyerek gasp ettiğini belirten dışişleri bakanı, bu durumun BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin işine geldiğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, “Kıbrıslı Rumlar haksız bir şekilde bizim ayrılıkçı etnik bir azınlık olduğumuzu iddia ediyor. İşte Kıbrıs sorununun özü budur. Bizler ise kendimizi dünyaya anlatmak için bir mücadele veriyoruz” dedi.

İslam İş birliği Teşkilatıyla ilgili bir soruya karşılık ise Ertuğruloğlu, Müslüman olan Kıbrıslı Türklerin bu örgüte üye olmak istemesinden daha doğal bir şey olamayacağını söyledi, her tür uluslararası platformlarda seslerini duyurmanın önemine işaret etti.

“Bizler her türlü insanlık dışı ambargolara maruz kalmaktayız. Sporcularımız bile herhangi bir uluslararası spor etkinliğinde yarışamıyor çünkü Rumlar bizi her fırsatta, her platformda engelliyor”, diyen Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bu nedenle kendilerini dünyaya anlatmak için yoğun bir çaba sarf ettiklerini söyledi.

ABD’deki temaslarına da değinen Ertuğruloğlu, KKTC Cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanının her yıl Eylül ayında New York’ta yapılan BM Genel Kurulunda ve daha sonra Washington’da temaslar gerçekleştirdiğini anlattı.

Ertuğruloğlu, “Bizler ABD dışişleri bakanlığı yetkilileri, basın, farklı örgüt temsilcileriyle ve ünlü düşünce kuruluşlarıyla bir dizi temas gerçekleştiriyoruz. Bu her yıl yaptığımız bir etkinlik. Özellikle de Washington’da yaptığımız temaslarda, ABD devlet yetkililerine ABD politikalarının yanlışlarını örneklerle anlatıyoruz. Bizler sürekli olarak Yunan-Rum ikilisinin nasıl şımartıldığı konusunda uyarılarda bulunuyoruz,” dedi.

Kıbrıs Türk halkının adadaki tek amacının saygı çerçevesinde var olmak istediğini söyleyen Ertuğruloğlu, “Bizim kimsenin üzerinde tehdit veya hâkimiyet kurmak gibi bir niyetimiz yok. Kıbrıs adası 300 yıl boyunca Osmanlı toprağıydı. Tam aksine biz adanın hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlara ait olduğunu ve bu iki halkın barış içinde birbirinin haklarına ve statüsüne saygı duyarak, diğerinin üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmadan yan yana yaşamayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyoruz,” dedi.

Rumların Kıbrıs’ı bir elen adasına dönüştürmeye çalıştığını söyleyen dışişleri bakanı Ertuğruloğlu, buna en büyük engel olan Türkleri ve Türkiye’yi bu nedenden dolayı sevmediğini söyledi.

AB’ye de değinen Ertuğruloğlu, Avrupa Birliğinin Kıbrıslı Rumları Yunanistan’ın siyasi şantajıyla üye yaptığını, bunu yaparken de Kopenhag kriterlerini ve kendi değerleri ve prensiplerini çiğnediğini anlattı.

Ertuğruloğlu, “Kopenhag kriterlerine göre bölünmüş ve ihtilaf olan bir ülkeyi üye yapamazsınız. İşte bu neden dolayı Kıbrıs Türk halkın AB’yi güvenilir bir örgüt olarak görmemektedir,” dedi.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu Kıbrıs Türk halkının anavatan Türkiye ile adada var olmak için yürüttükleri mücadeleye devam edeceklerini de vurguladı.

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) oylanarak kabul edilen AP 2021 Türkiye Raporu’nun, önceki raporlarda olduğu gibi Kıbrıs Türk halkının haklarını inkâr eden talihsiz bir anlayışı yansıttığını görmekten esef duymaktayız.

Kıbrıs sorununa “siyasi eşitliği temel alan iki-toplumlu, iki-bölgeli bir federasyon” çerçevesinde çözüm bulunması yönündeki görüşe Raporda yeniden yer verilmesi AB’nin adadaki gerçekleri halen görmezden geldiğinin bir göstergesidir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) amacı Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin AB nezdinde itibarını mesnetsiz iddialarla zedelemektir. AP ve diğer AB kurumlarının Rum tarafının ve Yunanistan’ın kötü niyetli politikalarına alet olmaktan vazgeçmesini ümit ediyoruz. Söz konusu raporda Türkiye’ye, “Kıbrıs’ta iki-Devletli çözüm önerisinden vazgeçmesi”ne yönelik yapılan çağrı AP’nin Adadaki gerçeklerden kopuk bir değerlendirme yaptığını ifşa etmektedir. Anılan yeni politikamızın KKTC tarafından tasarlandığını ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklendiğini tekrardan vurgulamak isteriz. Kıbrıs Türk halkını izolasyona maruz bırakan, Rum tarafına ise konfor alanı sunan statükonun başlıca sorumlularından olan AB ve kurumlarının Kıbrıs konusunda yorumda bulunmasının hiçbir ahlaki hükmü bulunmamaktadır.

Rum tarafının federasyon temelinde yürütülen müzakere süreçlerini AB üyeliğini de kullanarak akamete uğrattığı hafızalarda yerini korumaktadır. Bu çerçevede yürütülen müzakereler sona ermiş ve Kıbrıs konusunda yeni bir sayfa açılmıştır. AB, Türkiye’ye saldırmak yerine, sorunun esas kaynağı GKRY’ne Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsü ile iki-Devletli önerisini kabul etme yönünde telkinde bulunmalıdır.

Kıbrıs Türk halkına izolasyonların kaldırılması konusunda verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmeyen AB ve kurumlarının tek desteğimiz olan Anavatan Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve mali yardımlarını raporuna derç etmesi kabul edilemezdir. İki Devlet arasındaki ilişkileri geliştirmek sadece ve sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlarına bağlıdır. AB ve GKRY’nin bu konuda söz hakkı bulunmamaktadır.

Raporda Kapalı Maraş’a atfen yer alan asılsız iddialar da GKRY’nin bu konuda yine uluslararası kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını göstermektedir. Bu bağlamda,  Kapalı Maraş’ın KKTC toprağı olduğunu ve Kapalı Maraş ile ilgili yetkinin de KKTC hükümetine ait olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.