Tag Archives: Kıbrıs Türk halkı

KKTC DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU, İİT DIŞİŞLERİ BAKANLARI TOPLANTISINDA KKTC’NİN RESMEN TANINMASI ÇAĞRISI YAPTI:

“KIBRIS TÜRK HALKI, KKTC’NIN RESMEN TANINMASINI VE MÜKTESEP HAKLARININ, YANI KIBRIS TÜRK DEVLETI’NIN EGEMEN EŞITLIĞININ VE EŞIT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN YENIDEN TEYIT EDILMESINI TALEP ETMEKTEDİR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Yıllık Eşgüdüm Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Kıbrıs Türk Halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmen tanınmasını ve müktesep haklarının, yani Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesini talep etmektedir” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, New York’ta bu yıl 77’ncisi düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurul çalışmaları kapmasında 22 Eylül 2022 tarihinde toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Yıllık Eşgüdüm Toplantısı’nda konuştu.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta federasyonu temel alan müzakerelerde 50 yılı aşkın bir süre kaybedildiğini bu nedenle, Kıbrıs Türk tarafının, Temmuz 2017’de Crans-Montana’daki Kıbrıs konferansının çökmesinin ardından Kıbrıs’ta başka seçenekleri araştırma zamanının geldiğini ilan ettiğini hatırlatarak, İİT üye ülkelerine,  tanınma çağrısı yaparak şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk tarafı olarak yeni vizyonumuzu, Nisan 2021’de Cenevre’de gerçekleştirilen Kıbrıs görüşmelerinde, Kıbrıs adası ve çevresinde çok ihtiyaç duyulan istikrar, güvenlik ve işbirliğini sağlayacağına dair umut ve inançla masaya getirdik. Kıbrıs Türk tarafı, adada iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde bir anlaşmanın mevcut iki Devlet arasında, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde gerçekleşebileceğine inanmaktadır. Bu nedenle, Kıbrıs Türk Halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmen tanınmasını ve müktesep haklarının, yani Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesini talep etmektedir.”

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İİT üye devletlerinin KKTC’yi resmen tanımak için süratle somut adımlar atmalarını ve Kıbrıs Rum tarafının dayattığı insanlık dışı kısıtlamaları ve ambargoların aşılmasına yardımcı olmak için Kıbrıs Türk Devleti ile ilişki kurmasını beklediklerini söyledi.

“İSLAM DÜNYASININ PEK ÇOK BÖLGESİNDE, NE YAZIK Kİ, BÜYÜK CAN KAYBI VE GÖÇLERE YOL AÇAN SAVAŞLAR VE TERÖRİZMİN OLUMSUZ ETKİLERİ DEVAM EDİYOR”

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi devletlerin Dışişleri Bakanları Yıllık Eşgüdüm Toplantısı’nda konuşmaktan onur duyduğunu ifade eden KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Sizlere Kıbrıs Türk Halkı’nın ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti’nin en içten selamlarını sunarım” dedi.

Toplantının yapıldığı sırada bile İslam dünyasının pek çok bölgesinde, ne yazık ki, büyük can kaybı ve göçlere yol açan savaşlar ve terörizmin olumsuz etkisinin devam ettiğine işaret eden Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Silahlı çatışmalardan kaynaklanan siyasi, ekonomik ve kültürel zorluklar, İİT üye devletlerinin güvenlik ve istikrarını korumanın önündeki başlıca engellerdir. Bu koşullar altında, sürdürülebilir kalkınma ve refaha ulaşmak giderek zorlaşmaktadır.

Şüphesiz, Filistin’deki kardeşlerimize elimizden gelen her türlü desteği vermek, onların çektikleri acıları hafifletmek hepimizin sorumluluğudur. Böyle bir adım, İİT’nin dayanışma ruhuna da uygun olacaktır.

İslam dünyasının yardıma ihtiyacı olan tüm bölgelerine, bilhassa Batı Trakya/Yunanistan’daki Türk azınlığına, siyasi, ekonomik ve insani yardım sağlamak bizim ortak sorumluluğumuzdur. Barış ve güvenlik, bilim ve teknoloji, eğitim ve sağlık alanlarındaki eşgüdümlü çalışmalarımızın dünyadaki kardeşlerimizin yaşamlarında önemli etkiler yaratacağına inanıyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, Sayın Genel Sekreter’in yoksulluğun azaltılması, altyapı kapasitesinin geliştirilmesi, çevre ve iklim değişikliği ve diğer kurumsal İİT reformlarına yönelik çabalarını desteklemeye hazırız.”

“KIBRIS MESELESİ BİR STATÜ MESELESİDİR. GERÇEK ŞU Kİ, ADADAKİ HER İKİ HALK DA EGEMEN EŞİTTİR VE BU MESELEYİ ÇÖZMEYE YÖNELİK HER TÜRLÜ ÇABA BU GERÇEĞİ HESABA KATMALIDIR”

 “Uzun süredir devam eden Kıbrıs meselesinde uzlaşıya varma çabalarıyla ilgili son gelişmeleri takip ettiğinize eminim” diyen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KKTC’nin, yeni dinamaikler karşısında tararladığı yeni vizyonu hakkında bilgi verdi.

Kıbrıs meselesinin bir statü meselesi olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Günümüzün hızla değişen ortamında karşılaştığımız sınamalarla mücadele etmek bir yıl öncesine göre daha da zorlaşmıştır. Bu paradigma kayması Kıbrıs sorunu için de geçerlidir. Bu nedenle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hem adada hem de bölgede yeni dinamikler karşısında tasarladığı yeni vizyonuna ilişkin görüşlerini bu vesileyle ifade etmeme izin veriniz.

Kıbrıs meselesi yaklaşık 60 yıldır uluslararası toplumun gündemindedir ve olmaya da devam etmektedir. Zira bütün mesele, büyük bir talihsizlik eseri, başta BM Güvenlik Konseyi tarafından yanlış teşhis edilmiştir. Kıbrıs meselesi bir statü meselesidir. Gerçek şu ki, adadaki her iki halk da egemen eşittir ve bu meseleyi çözmeye yönelik her türlü çaba bu gerçeği hesaba katmalıdır.”

RESMEN TANINMA ÇAĞRISI

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta federasyonu temel alan müzakerelerde 50 yılı aşkın bir süre kaybedildiğini bu nedenle, Kıbrıs Türk tarafının, Temmuz 2017’de Crans-Montana’daki Kıbrıs konferansının çökmesinin ardından Kıbrıs’ta başka seçenekleri araştırma zamanının geldiğini ilan ettiğini hatırlatarak, İİT ülkelerine tanınma çağrısı yaparak şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk tarafı olarak yeni vizyonumuzu, Nisan 2021’de Cenevre’de gerçekleştirilen Kıbrıs görüşmelerinde, Kıbrıs adası ve çevresinde çok ihtiyaç duyulan istikrar, güvenlik ve işbirliğini sağlayacağına dair umut ve inançla masaya getirdik. Kıbrıs Türk tarafı, adada iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde bir anlaşmanın mevcut iki Devlet arasında, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde gerçekleşebileceğine inanmaktadır. Bu nedenle, Kıbrıs Türk Halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmen tanınmasını ve müktesep haklarının, yani Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesini talep etmektedir.”

 Müzakerelerin ancak bu koşullarda bir başarıya ulaşmasının mümkün olacağını vurgualayan Ertuğruloğlu, “Takdir edilebileceği üzere, yalnızca eşitler arasındaki müzakerelerin başarı şansı vardır. Aksi takdirde, tüm uğraşlar zaman ve enerji kaybından başka bir şey olmayacaktır.

Kıbrıs adası tek bir adadır, ancak iki Devlet’ten oluşmaktadır. Bize, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adı altında hareket eden, bütünüyle Kıbrıs Rum devleti bünyesinde bir ‘toplum’ gibi muamele etmeye devam edildiği sürece, adada ve bölgede barış ve uzlaşı için hiçbir umut kalmayacaktır” dedi.

“KIBRIS TÜRK HALKINA HAYATIN HER ALANINDA VERDİĞİ SARSILMAZ DESTEK İÇİN TÜRKIYE CUMHURIYETİ’NE EN İÇTEN TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM”

 KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkına hayatın her alanında verdiği sarsılmaz destek için Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür ederek, “Ayrıca, tüm bölgeyi etkileyen düzensiz göç sorununun ele alınmasında Türkiye’nin örnek teşkil eden çabalarından gurur duyuyoruz. 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da imzalanan ve kargo gemilerinin Ukrayna’dan küresel pazarlara tahıl ve gübre ihraç etmesine olanak tanıyan güvenli Karadeniz koridoru anlaşmasına varılmasındaki büyük diplomatik başarıyı da memnuniyetle karşılıyorum” diye konuştu.

“İİT ÜYE DEVLETLERİNİN SOMUT ADIMLAR ATMASINI BEKLİYORUZ”

“İİT üye devletlerinin KKTC’yi resmen tanımak için süratle somut adımlar atacaklarına ve Kıbrıs Rum tarafının bize dayattığı insanlık dışı kısıtlamaları ve ambargoları aşmamıza yardımcı olmak için Kıbrıs Türk Devleti ile ilişki kuracaklarına dair beklentimizi vurgulamak isterim” diyen .

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Son olarak, İİT’nin Kıbrıs’taki duruma ilişkin ilgili kararları doğrultusunda, yani üye ülkelerin Kıbrıs Türk halkına yönelik haksız ve insanlık dışı tecridi sona erdirmek için somut adımlar atmasını; bundan sonra da değerli Teşkilatınız tarafından düzenlenecek etkinliklerde Kıbrıs Türk Halkı’na Müslüman kardeşleri arasında hak ettiği yeri alma fırsatının verilmesini temenni ettiğimi ifade etmek istiyorum. Ayrıca, İİT üye devletlerinin KKTC’yi resmen tanımak için süratle somut adımlar atacaklarına ve Kıbrıs Rum tarafının bize dayattığı insanlık dışı kısıtlamaları ve ambargoları aşmamıza yardımcı olmak için Kıbrıs Türk Devleti ile ilişki kuracaklarına dair beklentimizi vurgulamak isterim. İlginiz için teşekkür ederim.”

 

 

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan ve Mısır’ın 19 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirdikleri üçlü zirve sonrası yaptıkları ortak açıklamada yer alan hususlar Ada’daki siyasi ve hukuki gerçekleri yansıtmamaktadır.

Kıbrıs Adası’nda biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) diğeri de GKRY olmak üzere iki ayrı Devlet bulunmaktadır. Bu iki Devletin yaptıkları açıklama ve aldıkları kararlar sadece kendilerini bağlamaktadır. Rum tarafının Yunanistan ve Mısır ile yaptığı ortak açıklama KKTC için yok hükmündedir. Kıbrıs meselesine ilişkin konularda GKRY ve diğer tarafların muhatabının KKTC olduğunun bir kez daha altının çizilmesinde yarar görmekteyiz.

Anılan ortak açıklama gerçekleri saptırmayı amaçlamaktadır. Her şeyden önce Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerinin bir eseridir. Rum tarafının ilk kışkırtıcı faaliyetinin Mısır ile imzaladığı tek yanlı deniz hudutlarının sınırlandırılması anlaşması olduğu da anımsanacaktır. Kıbrıs Türk halkının haklarını ihlal eden Rum tarafının siyasetine Mısır’ın destek vermesini kınamaktayız.

Kıbrıs Türk tarafı Temmuz 2019 tarihinde hidrokarbon kaynaklarının ortak yönetimine ilişkin kapsamlı ve yapıcı bir öneri yapmıştır. Bu önerimiz halen geçerlidir. Bölgede işbirliğinin yolunu açacak bir öneri de Anavatan Türkiye tarafından yapılmıştır. İlgili tarafları bir konferansta bir araya getirmeyi öngören bu öneriyi KKTC de desteklemektedir.

Ancak, GKRY ve Yunanistan ile diğer üçüncü tarafların haklarımızı ihlal edecek girişimlerine sessiz kalmamız beklenmemelidir. KKTC, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı muhafaza etme kararlılığını sürdürecektir.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Devletimizin belirlediği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Rum tarafının tek yanlı faaliyetlerine eşdeğer ve eş zamanlı adımlarla karşılık verilecektir.

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının katılımıyla Lüksemburg’da 18 Ekim 2021 tarihinde gerçekleşen Dışişleri Konseyi toplantısında kapalı Maraş ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de ele alınmıştır.

Konsey toplantısında ele alınabilecek birçok acil gündem maddesinin yerine, AB’nin bu hususları gündemine taşıması Rum tarafını memnun etmeyi amaçlamaktan başka bir anlam taşımamaktadır. AB’nin yanlı tutumunu “üyelik dayanışması” adı altında takdim etmesi Kıbrıs Türk halkının AB’ye olan güvensizliğini derinleştirmektedir.

Kıbrıs Türk tarafının yapıcı önerileri geçerliliğini korumaktadır. Bu çerçevede kapalı Maraş konusunda, uluslararası hukuk ve özel mülkiyet hakkı gözetilerek alınan karar; bunun yanı sıra Doğu Akdeniz’de işbirliğini tesis edebilecek olan ve hala masada olan 13 Temmuz 2019 tarihli önerimiz maalesef AB tarafından görmezden gelinmektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının olumlu bir sonuç doğurmadığı ortadadır. Bu gerçekten hareketle, Kıbrıs Türk tarafı, egemen eşitliğe dayalı işbirliği önerisini yapmıştır. Olguları yansıtan bu önerinin tek gerçekçi çözüm yolu olduğunun tekrar anımsatılmasında fayda görülmektedir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides’in basına vermiş olduğu son demeçte Anavatanımız Türkiye aleyhine ortaya koyduğu iddialar, her zaman olduğu gibi, Rum tarafının  kendi saldırgan tutumunu gizlemek için takındığı bilindik saygısız ve hadsiz yaklaşımının bir parçasıdır.

Nikos Christodoulides, Türkiye’nin “agresif” bir siyaset yürütmekte olduğunu, bölgede iyi ilişki içinde olduğu hiçbir Devlet bulunmadığını ve yeni bir Osmanlı İmparatorluğu yaratma çabasında olduğunu öne sürecek kadar haddini aşmıştır. Kıbrıs adasında ve bölgedeki paylaşımdan uzak doyumsuz tavırları ile kimin “agresif” olduğunu anlamak için tarihi gerçeklere bakmak yeterlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Anavatan Türkiye ile birlikte bugüne kadar Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılabilmesini teminen tüm iyi niyetini ortaya koymuş ve bu konudaki yapıcı tavrını ispat etmiştir.

Tüm anlaşma modellerini reddedip, Kıbrıs Türk halkının varlığını ve kendi kendini yönetme hakkını yok sayan bir zihniyetin Türkiye aleyhine ortaya attığı suçlamalar en hafif tabir ile iki yüzlülüktür.

Ada ve etrafındaki gerginliğin artmasının tek müsebbibi Kıbrıs Rum tarafıdır. Kıbrıs Türk tarafının ada ve etrafındaki doğal kaynakların paylaşımı hususundaki yapıcı önerisinin hala masada olduğunu Kıbrıs Rum tarafına hatırlatmakta fayda vardır. Diyalog ve diplomasi yerine saldırganlığı ve küstahlığı tercih eden Rum tarafını, bir an önce aklıselime davet ediyoruz.

İngiltere’nin Güney Kıbrıs’a akredite Yüksek Komiseri Stephen Lillie’nin Kathimerini gazetesine verdiği bir demeçte, Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşma için çıkış yolunun federasyon olduğuna işaret etmesi Kıbrıs meselesini çözümsüzlüğe hapsetmiş müzakere süreçlerinin tekrarlanmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Kullandığı üslup ise tipik koloni zihniyetinin hala devam ettiğini göstermektedir.

Lillie’nin, İngiltere’nin girişimlerinin Anastasiades’in adem-i merkeziyetçi federasyon fikriyle uyumlu olduğunu ifade etmesi İngiltere’nin Rum tarafına muzahir bilinen tutumunu bir kez daha sergilemektedir. Garantör ülkelerden birisi olan İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki bu tutumu kabul edilemez niteliktedir. Zaten Garantör ülkelerden sadece Türkiye garantörlüğün görev ve sorumluluklarını yerine getirmekte, diğerleri ise ırkçı ve bağnaz Rum politikalarını desteklemek ve teşvik etmekle meşgul olmaktadırlar.

Rum tarafının, yetki ve refahı Kıbrıs Türk halkı ile paylaşmayı reddetmesi nedeniyle yıllardır bu zeminde yürütülen müzakere süreçleri akamete uğramış ve Kıbrıs Türk tarafı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir anlaşma için yeni vizyonunu gündeme getirmiştir.

Kıbrıs Türk tarafının yeni vizyonu Cenevre’de gerçekleştirilen 5+BM gayrı resmi toplantı sırasında kayda geçirilmiştir. Bu önerimiz müktesep hakkımız olan egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tescilini öngören bir ilke üzerine tesis edilmiştir.

Bu ilkeyi öngörmeyen, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonun devamına yardımcı olacak sözde çözüm modeli üzerinde ısrar etmek beyhudedir. Kıbrıs konusunu en iyi bilen ülkelerden biri olan İngiltere’nin bu gerçeği bir an önce benimsemesini ve iki egemen üs bölgesinin geleceğini garanti etme adına Kıbrıs Türk Halkına karşı sürdürdüğü Rum yanlısı politikasına artık bir son vermesini talep ediyoruz.