Tag Archives: KKTC

Avrupa Hentbol Şampiyonası elemeleri çerçevesinde 20-23 Ocak 2022 tarihleri arasında Güney Kıbrıs’ta bulunan Türkiye Hentbol Milli Takımı’nda Covid-19 test sonucu pozitif çıkan Türk Milli sporcusunun, Milli Takım yetkilileri ile sporcunun talebine rağmen Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye veya Türkiye’ye nakledilmesine Kıbrıs Rum tarafının karşı çıktığı malumlarıdır.  

Yapılan yoğun diplomatik girişimler neticesinde, Türkiye Hentbol Milli Takımı sporcusunun bugün öğle saatlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin gönderdiği ambulans uçak ile Türkiye’ye nakli sağlanmıştır.  

 

Bilindiği üzere, gerek küreselleşmenin getirdiği iletişim ve seyahat kolaylığı gerek bazı ülkelerdeki yoksulluk, ekonomik ve/veya siyasi istikrarsızlık sebebiyle uluslararası göç hareketleri giderek karmaşık bir hale gelmektedir. “Düzensiz göç” olarak adlandırılan bu olgunun yarattığı sorunlar göç edilen ülkelerin tek başlarına çözemeyecekleri kadar geniş kapsamlıdır. Dolayısıyla, düzensiz göçün önlenmesi uluslararası toplumun sorumluluk ve dayanışma içinde birlikte hareket etmesini gerektirmektedir.

Kıbrıs Adası, üç kıtanın kesiştiği stratejik bir konumda olması nedeniyle düzensiz göçten etkilenmektedir. Hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, çeşitli ülkelerden düzensiz göç almaktadır. Rum tarafının aksine, ülkemiz, uluslararası destekten yoksun, sadece Anavatan Türkiye’nin desteği ile düzensiz göç ile mücadele etmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi, düzensiz göç konusunda, tek başına mücadele etmek yerine işbirliği içinde mücadele edilmesi gerektiğine inanmaktayız. Ülkemiz, Adamızı ilgilendiren konularda Rum tarafı ile işbirliğine olumlu baktığını her vesileyle beyan etmektedir. Düzensiz göç konusunda Rum tarafıyla işbirliği tesis edilmesine yönelik yapmış olduğumuz teklifin halen geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda görüyoruz. Uluslararası bir olgu olan “düzensiz göç” konusunda yapmış olduğumuz işbirliği önerisini bu vesileyle bir kez daha yineleriz.

Bilindiği üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bir süredir Malta bayraklı ve İtalyan sahipli NAUTICAL GEO adlı gemiyle icra ettiği hidrokarbon bağlantılı araştırmalar ile Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandırmaktadır. Nitekim, GKRY bugün yayımladığı yeni bir NAVTEX ile sözkonusu geminin bu kere 21-23 Ekim tarihlerinde Ada’nın güneyinde KKTC ruhsatlarını da kapsayan bir alanda yeni bir araştırmaya başlayacağını duyurmuştur.

Kıbrıs Adasının iki ortak sahibinden biri olan Kıbrıs Türk halkı Ada’nın etrafındaki denizlerdeki hidrokarbon kaynaklarının da ortak sahibidir. Bu Kıbrıs Türk halkının 1960’ta kazandığı egemen eşitliğin ve eşit statünün doğal bir yansımasıdır. Bu nedenle Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin onayını almadan yapacağını açıkladığı bu araştırmayı şiddetle kınıyoruz.

Hal böyle iken, Kıbrıs Türk halkının, haklarının Rum tarafınca tek yanlı eylemlerle ve oldu-bittilerle gasp ve ihlal edilmesine seyirci kalınmayacaktır. Rum tarafının bu tek yanlı faaliyetleri karşısında, haklarımızın korunması için, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Devletimizin 2011 yılında verdiği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her zaman öncelikli tercihi, bu sorunun işbirliği ve uzlaşı seçeneği ile ele alınması olmuştur. Ada ve etrafındaki doğal kaynaklara ilişkin 13 Temmuz 2019 tarihli önerimiz ile Türkiye’nin biz dahil ilgili tüm tarafları biraraya getirmeyi hedefleyen Doğu Akdeniz konferansı çağrısı, konunun diplomasi çerçevesinde çözümüne imkan tanıyacak önemli fırsatlardır.

Doğu Akdeniz’deki gerginliği tırmandıran ve bölgedeki istikrarı bozan GKRY’ye yaptığımız çağrıları bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan ve Mısır’ın 19 Ekim 2021 tarihinde gerçekleştirdikleri üçlü zirve sonrası yaptıkları ortak açıklamada yer alan hususlar Ada’daki siyasi ve hukuki gerçekleri yansıtmamaktadır.

Kıbrıs Adası’nda biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) diğeri de GKRY olmak üzere iki ayrı Devlet bulunmaktadır. Bu iki Devletin yaptıkları açıklama ve aldıkları kararlar sadece kendilerini bağlamaktadır. Rum tarafının Yunanistan ve Mısır ile yaptığı ortak açıklama KKTC için yok hükmündedir. Kıbrıs meselesine ilişkin konularda GKRY ve diğer tarafların muhatabının KKTC olduğunun bir kez daha altının çizilmesinde yarar görmekteyiz.

Anılan ortak açıklama gerçekleri saptırmayı amaçlamaktadır. Her şeyden önce Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilim Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerinin bir eseridir. Rum tarafının ilk kışkırtıcı faaliyetinin Mısır ile imzaladığı tek yanlı deniz hudutlarının sınırlandırılması anlaşması olduğu da anımsanacaktır. Kıbrıs Türk halkının haklarını ihlal eden Rum tarafının siyasetine Mısır’ın destek vermesini kınamaktayız.

Kıbrıs Türk tarafı Temmuz 2019 tarihinde hidrokarbon kaynaklarının ortak yönetimine ilişkin kapsamlı ve yapıcı bir öneri yapmıştır. Bu önerimiz halen geçerlidir. Bölgede işbirliğinin yolunu açacak bir öneri de Anavatan Türkiye tarafından yapılmıştır. İlgili tarafları bir konferansta bir araya getirmeyi öngören bu öneriyi KKTC de desteklemektedir.

Ancak, GKRY ve Yunanistan ile diğer üçüncü tarafların haklarımızı ihlal edecek girişimlerine sessiz kalmamız beklenmemelidir. KKTC, Anavatan Türkiye ile birlikte meşru hak ve çıkarlarımızı muhafaza etme kararlılığını sürdürecektir.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Devletimizin belirlediği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir. Rum tarafının tek yanlı faaliyetlerine eşdeğer ve eş zamanlı adımlarla karşılık verilecektir.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Washington temaslarını sürdürüyor.

Bakan Ertuğruloğlu, Temsilciler Meclisi üyeleri Pete Sessions ve Steve Chabot ile 28 Eylül 2021 tarihinde ayrı ayrı birer görüşme gerçekleştirdi.

Muhataplarına, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü öngören yeni vizyonumuzu etraflıca anlattı.

 

Güney Kıbrıs’ta orta eğitimde kullanılan bir kitapta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bölümün yer aldığı sayfanın önce yırtılmasına; ardından da kitabın “uygunsuz” değerlendirilerek tümden toplatılmasına ilişkin Rum Eğitim Bakanlığı tarafından verilen kararı şiddetle kınıyoruz. Bu karar Rum yönetiminin ırkçı tutumunun yeni bir örneğidir.

Ulu Önder Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması esnasında gerçekleştirdiği destansı mücadele ve Cumhuriyet sonrasındaki devrimleri ile yalnızca Türk milleti için değil, dünyadaki tüm ülkeler için ilham veren bir liderdir. Türk Ulusunun Liderine yapılan bu saygısızlığın kabul edilmesi mümkün değildir.

Rum tarafının artarak devam eden düşmanca tutumunun Rum eğitim sistemine yansıması Rum tarafının adadaki Türk varlığına tahammül edemediğini ve Türk ulusunun şanlı tarihini hazmedemediğini açıkça göstermektedir.

Uluslararası toplumun, Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılamamasının temelinde Rum tarafında hüküm süren bu ırkçı zihniyetin yattığını anlaması gerekmektedir.

Bu vesileyle Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ü saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Avrupa Birliği Komisyon Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Birliği adına 27 Temmuz 2021 tarihinde kapalı Maraş hakkında, her zamanki gibi, yanlı bir açıklama yapmıştır.

Kıbrıs Türk Halkının ve Devletinin varlığını yok sayan Avrupa Birliği’nin, kapalı Maraş’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprağı olduğunu ve kapalı Maraş’ta atılan adımların KKTC Devleti ve Hükümeti tarafından atılmakta olduğunu artık idrak etmesi gerekmektedir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adada bir anlaşmaya varılmasına fırsat tanımak maksadıyla kapalı Maraş ile ilgili hiçbir adım atmamıştı. Müzakere masasında harcanan 50 yılı aşkın süre içinde ortaya çıkan tüm anlaşma fırsatlarının Rum tarafınca hunharca reddedilmesi, adada statükonun sembolü haline gelen kapalı Maraş’a ilişkin adım atılmasını zorunlu kılmıştır. Hatırlanacağı üzere, bugüne kadar kapalı Maraş’ı da içeren tüm anlaşma planları ile Güven Yaratıcı Önlemler Rum tarafınca topyekün reddedilmiştir.

Yıllardan bu yana statükonun sembolü haline gelen kapalı Maraş’ta Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukuk çerçevesinde ve özel mülkiyet hakkını gözeterek atmakta olduğu adımlar Rum halkı arasında da memnuniyet yaratmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yapılan açılımların amacının başta Avrupa Birliği tarafından saptırılması, AB’nin taraflı tutumunun açık bir göstergesidir.

Rumların tek amacı Kıbrıs Türklerini ilelebet müzakere masasına hapsetmek ve anlaşmazlığın yarattığı statükonun vermiş olduğu rahatlık ile yoluna devam etmektir.  Kıbrıs Türk Halkı üzerinde var olan haksız izolasyonun sona ermesi için bugüne kadar vermiş olduğu sözleri tutmamış olan Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk Halkının ekonomik olarak kalkınmasına imkan tanıyabilecek her türlü girişimin önüne set çekmeye çalışmaktadır.

Avrupa Birliği bir yandan adada bir anlaşmaya varılmasını istediğini iddia ederken, diğer yandan da adadaki bir tarafın varlığını yok sayarak diğerini yücelten, tek kelime ile, adaletsiz bir yaklaşım sergilemektedir. Bu yaklaşım, Rumların uzlaşmaz tavrının yegane kaynağıdır.

KKTC’nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasının adada bir anlaşmaya varılması için elzem olduğu gerçeği AB tarafından er ya da geç idrak edilecektir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığı bugün (23 Temmuz 2021) Kapalı Maraş’a ilişkin maddi hatalar da içeren bir açıklama yapmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, topraklarının bir parçası olan Kapalı Maraş’ta ezber bozan, yapıcı adımlar atmaktadır. Kamu alanlarının kullanılmaya başlanmasının yanı sıra, KKTC Bakanlar Kurulu, Kapalı Maraş’ın bir bölümünün askeri statüden çıkarılması kararı almıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sarih bir şekilde açıkladıkları üzere, alınan karar, uluslararası hukuka uygun olduğu gibi, mülk sahiplerinin haklarını da garanti altına almaktadır.

KKTC Bakanlar Kurulu askeri statüden çıkardığı bölgenin tekrar açılmasına matuf bir karar istihsal etmemiştir. BMGK’nın, kapalı Maraş’ın “tekrar iskâna açılmasına” ilişkin Rum tarafının mesnetsiz iddialarına dayanarak açıklama yapması üzücüdür.

Kapalı Maraş’a yönelik kararlarımızın, Rum halkı arasında da memnuniyet yaratmasına karşın, mülk sahiplerinin haklarını korumaya matuf açılımımıza BMGK’nın olumsuz tepki göstermesi talihsizdir.

Başta Annan Planı olmak üzere, “iki bölgeli, iki toplumlu federasyonu” amaçlayan müzakere süreçlerinin Rum tarafının retçi tutumu nedeniyle defaten akamete uğradığı hafızalarda yerini korumaktadır. Federal çözüm modelini öngören ve yaklaşık 50 yıl sonuçsuz kalan müzakerelerin tüketildiği ve geçmişte kaldığı inkâr edilemez bir gerçektir.  Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafıyla, işbirliğine dayalı sürdürülebilir, kalıcı bir anlaşmayı arzu etmektedir. Sürdürülebilir, kalıcı bir anlaşma ancak ve ancak, müktesep hakkımız olan egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün tesciliyle mümkündür. Tüketilen bir çözüm modelini taraflara dayatmaya çalışmak yerine, BMGK’nın, Ada’da galebe çalan olguları dikkate alan bir yaklaşım sergilemesi yerinde olacaktır.

BMGK Başkanlığı açıklamasında yer alan “Kıbrıs halkı” ifadesi de Ada’daki gerçekleri yansıtmamaktadır. Ada’da tek bir halk değil, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum olmak üzere iki ayrı halk bulunmaktadır. BMGK’nın bu olguyu da, açıklama ve kararlarında, dikkate almasını bekliyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, Cenevre’de düzenlenen 5+BM gayri resmi toplantısı sırasında yaptıkları önerileri çerçevesinde, Kıbrıs Türk tarafı, sürdürülebilir ve kalıcı bir anlaşmaya varılması çabalarına olumlu katkı yapmaya devam edecektir.